(818 S. K. m. 41)
Dava: Dava dilekçesinde 170.126.135 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile müvekkilinin evi ile davalıların evi ve bahçesinin komşu olduğunu, davalıların bahçesinin sınırında bulunan ceviz ağacının müvekkilinin evine zarar verdiğini, müvekkilinin zarar veren dalların kesilmesi için davalıları sözlü olarak uyardığını, davalıların bu ağacı kesmeye yanaşmamaları üzerine ağacın evine verdiği zararı mahkemeye tespit ettirdiğini, tespit raporunda; ağacın dallarının kesilmesi ve dalların kırdığı kiremitlerin tamiri için toplam 170.126.135 lira işçilik ve malzeme bedeli hesaplandığını, bu miktarın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar usulüne uygun davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemişler, bir cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, olayımızda uygulanacak olan kanun maddesi MK. nun 664.maddesi olup maddedeki şartlar gerçekleşmiş, dallar komşu mülküne geçip zarar vermiştir. Zarar görenin madde hükmüne göre, zarar veren dalları kesip enkazı zapt etme yetkisi vardır ve davacı bu hakkını kullanarak ağaç dallarını kestirmiştir. TMK. nun 664.maddesinde verilen zararın tazminine yönelik bir düzenleme yoktur. Aynı kanunun 661 ve 656.maddelerinin şartları da olayımızda gerçekleşmemiştir gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranış nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkindir. Medeni Kanununun 618.maddesine göre Bir şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek hakkına haizdir... Ancak, bir kimsenin mülkünü kullanırken komşusuna zarar verecek her türlü taşkınlıktan çekinmesi Medeni Kanununun 661.maddesi hükmü gereğidir; aykırı davranışın yaptırımı da 656.maddede düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra aynı yasanın 664.maddesinde, komşuya zarar veren dal ve köklere ilişkin düzenleme yapılmış bu dal ve köklerin komşu tarafından kaldırılmaması halinde zarar görenin bunları kesip zapt edebileceği öngörülmüştür. Davacının zarar veren dalları kesip zapt etme hakkının olması, meydana gelen zarar bedelini ayrıca istemesine engel hal değildir. Gerek Medeni Kanunun 618.maddesi, gerekse 661 ve 656.madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, mülkiyet hakkını komşusuna zarar verecek derecede aşkın kullanan davalının aynı şekilde mülkiyet hakkını yasalar çerçevesinde kullanan davacının uğradığı zararı giderme yükümlülüğü vardır.
Somut olayda; davalılar, komşu mülküne geçip zarar veren dalları, uyarıya rağmen kesmemek suretiyle haksız eylemde bulunmuşlardır. Medeni Kanunun 661 ve 656.maddelerinin şartları olayda gerçekleşmiştir. Davacının zararı 656.madde hükmü gereği tazmin edilmelidir.
Kaldı ki; davalılar, yukarıda bildirildiği gibi kusurlu işlemleriyle zarara yol açmış olurlarsa, genel hükümler çerçevesinde Borçlar Kanununun 41 ve devamı maddeleri gereğince de sorumlulukları söz konusu olur. Böyle bir durumda ise, zarar gören, hem Borçlar Kanunu madde 41 ve hem de Medeni Kanunu madde 661in yaptırımını oluşturan madde 656ya dayanarak tazminat isteminde bulunabilir. Bu yönler gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy