(743 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 339, 388) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali ile icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, ödenmeyen kira alacağının tahsili ve kiralananın tahliyesi için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili istenilmiş, mahkemece, bir kısım ödemeler bulunduğu açıklanarak, itirazın iptali isteminin kısmen kabulüne ve her iki taraf lehine icra inkar tazminatı verilmesine, tahliye hususunda ise (taşınmaz tahliye edildiğinden) karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
MK. nun 6.maddesi uyarınca kural olarak herkes iddiasını ispat etmek durumundadır. Somut olayda taraflar arasında sözlü kira sözleşmesi bulunduğu ve aylık kiranın net 120.000.000 lira olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı kira borcunun ödendiğini, ödemelerin (davacının zımni muvafakati ile) oğlu Oktay'a ve tanık Erhan'a yapıldığını savunmuştur.
Mahkemece davacı Mediha'nın yemin beyanı, Cumhuriyet Savcılığı hazırlık soruşturmasındaki beyanlar ve banka hesap dökümleri aktarılarak delillerin tartışması yapılmadan yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden karar verilmiştir.
Oysa HUMK'nun 388/3 maddesi gereğince kararda: İki tarafın iddiası ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep yer alması gerekir.
Bundan ayrı olarak, HUMK. nun 339 vd. maddeleri gereğince yemin yaptırılması gerekirken usule ve yasaya aykırı şekilde uygulama yapılarak bu yeminin hükme esas alınması da bozmayı gerektirmiştir.
Diğer taraftan İİK. 67/2.madde gereğince reddedilen miktar üzerinden davalı yararına icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için davacının kötü niyetli olarak icra takibinde bulunması zorunludur. Somut olayda taraflar arasında sözlü kira ilişkisinin sürdürülüş şekli her iki tarafı da tereddüde düşürecek niteliktedir. Ödemelerin doğrudan mal sahibi davacıya yapılmıyor olması da dikkate alındığında davacının kötü niyetli icra takibinde bulunduğu kabul edilemez. Bu nedenle davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, davalının ödeme savunmasına esas delilleri toplayıp, teklif edilen yemini usulüne uygun yaptırıp, davacıdan davalının kira parası ödemelerini oğlu Oktay ve tanık Erhan'ın almasına muvafakat edip etmediği, doğrudan veya dolaylı olarak toplam ne kadar kira parası aldığı hususları açıklattırılıp deliller karar yerinde tartışılıp, ret ve üstün tutma sebepleri gösterilip denetime elverişli olacak şekilde çıkarılan sonuç ortaya konulup davalı tarafın inkar tazminatı isteminin reddiyle davanın esası hakkında karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 9.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy