(743 S. K. m. 679)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Dava dilekçesinde davalının açmış olduğu kuyunun, davacının kullanmakta olduğu suyu etkilediği iddia edilerek vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiş, davalı suyu kendisinin daha önce kullandığını savunmuştur. Mahkemece dava konusu su üzerinde davacının öncelik hakkı olduğu kabul edilerek davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmekle birlikte davacının 10 günde 6 gün kendisine ait sudan yararlanmasına davalının da 10 gün de 4 gün kendisine ait sudan yararlanmasına karar verilmiştir.
Dava konusu davalıya ait kuyu ve davacıya ait suların dere yatağında bulunduğu bu nedenle genel sulardan olduğu anlaşılmaktadır.
Genel sulardan öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. O nedenle öncelikli olarak hangi tarafın ne miktar sudan yararlanmaya başladığının ve ihtiyaç fazlasının olup olmadığının tespiti önem taşımaktadır.
Keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıklar bu konuda açık bir beyanda bulunmamışlar ise de, beyanlardan her iki tarafın da (davalı taşınmazının önceki maliki ve davacının) bahçesine ağaçları diktikten sonra bu sudan yararlandıkları ve başkaca suyun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zirai bilirkişi raporunda ise, iki tarafa ait ağaçların da aynı yaşta olduğu belirtilmiştir. Mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, her iki tarafında sudan aynı zamanda yararlanmaya başladıklarının kabulü gerekir.
O halde mahkemece yapılacak iş davalı, kendisine ait kuyuyu temizlemek isteyince davacının bu davayı açtığını savunmuş olması da göz önünde bulundurularak, davalının öteden beri kullanmış olduğu su miktarı tespit edilerek, bu miktardan fazla su olmaya yönelik bir eylemi var ise bunun önlenmesi şeklinde bir hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Bundan ayrı HUMK. nun 275 ve devamı maddeleri gereğince hakim çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Mahkemece taraflara ait suların kullanma biçimine ilişkin olarak alınmış bir rapor olmamasına rağmen, hakkaniyet kurallarından söz edilerek ve dava açan kişinin aleyhine olacak şekilde kendisine ait suyun kullanımına kısıtlama getirilecek şekilde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy