(743 S. K. m. 681)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin meni istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, öteden beri zilyetliğinde bulunan taşınmaz üzerine 5 yıl önce açtığı kuyudan sulamada yararlandığını ancak, davalı köy muhtarlığının 5 metre mesafeye yeni kuyu açmak suretiyle haksız tecavüz de bulunduğunu iddia ederek davalının vaki müdahalesinin menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kuyu açtığı yer dere yatağı olup bu nedenle dava konusu yerde ayni veya şahsi bir hakkının bulunmadığı, davalıyı men etme hakkının da olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava konusu su, tapusuz olan yerden çıkmakla genel su mahiyetindedir.
Genel sulardan ise; kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir ve yararlanan herkes suya vaki el atmanın önlenmesini isteyebilir. Nitekim davacı yararlandığı niza konusu suya davalı köy muhtarlığının müdahalesinin menini istemiştir. Dolayısıyla da dava açmakta hukuki yararı mevcuttur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı köy muhtarlığının dava konusu yerde ne amaçla kuyu açtığı sorulmalı, bundan sonra suların en az olduğu bir dönemde içlerinden birisi (toprak-su ilişkisinden anlayan) Jeoloji mühendisi olmak üzere oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılmak suretiyle açılan kuyuların debileri ölçülmeli ve davalının açtığı kuyunun davacının yararlandığı kuyuyu etkileyip etkilemediği saptanmalıdır. Eğer etkilemediği anlaşılırsa davalının vaki müdahalesi bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir. Etkilediği anlaşılırsa tarafların (yararlandıkları başka sular mevcut ise onlar da gözetilerek) bu suya olan ihtiyaçları ve suyun yeterliliği de usulünce tespit edilip, davacının öncelik hakkı dikkate alınmak suretiyle oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurmaktan ibarettir. Eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy