(4721 S. K. m. 4, 182, 330, 331)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; boşanma kararı ile müşterek çocukları Ahmet Karaman ile Cihat Emrah Karaman'ın velayetinin kendisine verildiğini, Cihat Emrah'ın Endüstri Meslek Lisesi son sınıf öğrencisi Ahmet'in ise ilköğretim 3. sınıf öğrencisi olduğunu, ekonomik kriz ve artan hayat pahalılığı nedeniyle, tahsil çağında olan çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda bulunduğunu iddia ederek; halen, Cihat Emrah için ödenen aylık 40.000.000 lira iştirak nafakasının 100.000.000 liraya, Ahmet için ödenen 30.000.000 liranın da 75.000.000 liraya çıkartılmasını istemiştir.
Mahkemece; ...tüm dosya kapsamına göre davalının gelirinde meydana geldiği anlaşılan çok küçük artışın dışında ödenmekte olan nafakanın artırılmasını gerektirecek bir iyileşme olduğu ispat edilemediğinden bahisle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında görülen önceki nafaka artırımı davası sonucunda; 19.1.2001 tarihinden geçerli olmak üzere küçük Cihat Emrah için takdir edilen 30.000.000-TL. iştirak nafakasının 40.000.000-TL'ye, Ahmet için takdir edilen 20.000.000-TL. iştirak nafakasının 30.000.000-TL.ye çıkartılmasına karar verildiği, yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında da tarafların öğretmen oldukları anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 182/2. maddesinde Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır, aynı kanunun 330/1. maddesinde Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur, 331. maddesinde de Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır hükümleri yer almaktadır.
O halde; mahkemece, bir yıldan fazla bir zaman önce takdir edilen nafakanın; çocukların yaşları ve eğitim durumları nedeni ile ihtiyaçlarının artması, ülke ekonomisindeki gelişmeler ve enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması hususları gözününde bulundurularak, TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak uygun bir miktarda artırılması gerekir. Miktar belirlenirken davalı babanın ödeme gücü de nazara alınmalıdır. Ne var ki, davalının maaşındaki artışın az ve yetersiz olması, artırım talebinin reddini gerektiren bir husus olmayıp, miktarının takdirinde gözönünde tutulacak bir unsurdur.
Mahkemece, açıklanan nedenlerle uygun bir miktarda artırıma karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde red kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy