(818 S. K. m. 41, 42, 44)
Dava: Dava dilekçesinde muarazanın men'i ve 200.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece kanalizasyon borusunun bağlanmış olması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın yapmış olduğu 200.000.000 liralık masrafın davalıdan dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile müvekkili yönetimindeki apartmanın kanalizasyon borularının aynı ada 3 numaralı parsel içerisinden geçirilerek belediye rogarına bağlandığını, 3 numaralı parselde bulunan gayrimenkul üzerinde davalı müteahhit tarafından bina yapımına başlandığını ve bu inşaatın hafriyatını alırken apartmanın kanalizasyon borusunu kırdığını; davalının eylemi ile apartman sakinlerinin çok zor durumda kaldığını iddia ederek, davalının tecavüzünün men'i ile kanal bağlantısının yapılmasına ve yeni yapım için gerekli 200.000.000 lira masrafın davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; kanalizasyon borusunun bağlanmış olması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın yapmış olduğu 200.000.000 liralık masrafın davalıdan dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm tazminat istemine yönelik olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haksız fiilden doğan tazminata ilişkindir.
BK.'nun 42.maddesi uyarınca hakim zararın tutar ve kapsamını doğrudan doğruya (res'en) araştırmak ve tespit etmek zorundadır. Bu zararı tespit ederken de halin mutad cereyanı yanında, zarar görenin zararın azaltılması ve çoğalmasının önlenmesi için aldığı veya alması gereken tedbirleri de göz önünde bulundurarak gerektiğinde BK.'nun 44.maddesini uygulayacaktır.
Olayımızda; davalı müteahhidin yaptığı çalışma sırasında davacının yönettiği apartmanın kanalizasyon boruları kırılmış ve davacı taraf zarara uğramış ise de bu zararın oluşmaması için gerekli tedbirleri aldığına (davalıyı bu konuda uyardığına) dair bir delil sunamamıştır. Başka bir anlatımla, dosya kapsamına göre davacı, zararın oluşmaması için gerekli özeni göstermediği ve tedbirleri almadığı, dolayısıyla da kayıtsızlığı sonucu zararın meydana gelmesine ve artışına sebebiyet verdiği de tespit edilmiştir. Ancak, bu durumun tespiti yukarıda anlatılanların ışığı altında tarafların özel durumları nazara alındığında, davalının verdiği zarardan büsbütün sorumsuz kılınmasını gerektirmemektedir.
Öyle ise, BK.'nun 41-44. maddeleri kapsamında değerlendirme yapılarak, oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir. Mahkemece, zararın kapsamı belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy