(1086 S. K. m. 428, 388) (5434 S. K. m. 1, Ek. m. 47)
Dava: Dava dilekçesinde davacı, 01.06.1986- 05.02.1992 tarihleri arasında Hazro İlçesi Yazgı Köyü Muhtarlığına bağlı Kemaliye Mezrasında fahri İmamlık yaptığını iddia ederek 5 yıl 3 ay 26 günlük kadrosuz olarak geçen hizmet süresinin tespitini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı SSK. Vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, fahri imamlık yapılan sürenin tespiti istenilmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılardan SSK vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5434 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik c fıkrasına göre: Köy, kasaba ve mahalle camilerinde vakıf veya köy bütçesinden ücret alarak imam hatiplik yapanlar; belgelerin tevsiki mümkün değilse, ilgilinin Diyanet İşleri Başkanlığını temsilen ilgili Müftülük hasım gösterilmek suretiyle açılan dava sonucunda hizmet süresini belirleyen ve yetkili Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş olan bir karar yeterli sayılır. Hükmüne amirdir.
Mahkemece, anılan yasa maddesi gereğince ilgili müftülük yanında hasım gösterilen SSK ve Köy Muhtarlığı bakımından davanın husumet yönünden reddi gerekirken, bu konuda bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Her ne kadar, ara kararı ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Ek 47. maddesinin c bendinin 3.fıkrası gereğince Sosyal Sigortalar Kurumu ile Yazgı Köyü Tüzel Kişiliğinin husumet yönünden reddine dair karar verilmiş ise de; Ara kararları, yargılamaya (davaya) son vermeyen, bilakis onu yürütmeye, ilerletmeye yarayan kararlardır. Yargılamaya son veren ve hakimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara ise nihai kararlar denir. Davada husumet ehliyetinin bulunmadığına ilişkin (davanın usulden reddine dair) kararlar da nihai kararlardandır. Mahkemenin ara kararı ile SSK ve Köy Muhtarlığı hakkında açılan davanın husumetten reddine ilişkin kararı HUMK'nun 388. maddesine aykırı olup, usule uygun bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy