(6570 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde 18.6.1999-23.11.2000 tarihleri arasındaki kiranın 1.000.000.000 lira olarak tespiti ve yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dilekçesinde, davalının bir müddet müvekkillerine ait taşınmazda kiracı olarak oturduğunu beyan ederek, 18.6.1999 tarihinden, tahliye tarihi olan 23.11.2000 tarihine kadar olan dönemde kiranın 1.000.000.000 lira olarak tespitine ve tespit edilen bu kiranın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, 1999 yılının sonuna kadar kira bedelini eski malike ödediğini ve 1999 yılının 12. ayı içerisinde de taşınmazı tahliye ettiğini ifade etmiştir.
Mahkemece, tespiti istenilen dönem için kiranın 377.740.530 lira olarak tespiti ile bu bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar kiralanan taşınmazı 18.6.1999 tarihinde satın almışlar ve bu tarihe kadar da davalı kiracılık ilişkisini eski malik A. Yazıcı ile sürdürmüştür. Davalı eski kiracı olduğuna göre, önceki malik ile davalı arasında yapılan kira sözleşmesi getirtilip sözleşmenin koşulları ve sözleşmede kararlaştırılan kira parasının miktarı tespit edilmeden taşınmazın tespiti istenen dönem için getirebileceği kira parası esas alınarak hüküm kurulması doğru değildir. Davalı kiracının eski malik ile aralarındaki kira ilişkisine göre kira miktarı belirlenmelidir.
Davalı ile eski malik arasındaki kira sözleşmesinin koşullarına göre, davanın yeni dönem kira tespit davası olarak açıldığının anlaşılması halinde, kira tespit davalarının hukuki niteliği gereği, aynı davada hem kiranın tespitine hem de tespit edilen bu kira bedelinin tahsiline karar verilmesi mümkün değildir. Kira sözleşmesinin koşullarına göre, açılan davanın salt bir alacak davası olarak kabulü halinde ise, davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacak tutarına göre görev hususunun incelenip, bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy