(743 S. K. m. 679)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili ve davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istenilmişse de, davanın değerine göre duruşma istemi reddedilerek, temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile özetle tarafların öncesinde kendi imkanları ile sulama yaptıklarını, bundan yaklaşık 30 yıl önce Devlet Su işleri tarafından bölgeye sulama suyu getirildiğini, Gürgenlik denilen bu suyun davacı ve davalı köyünde içinde bulunduğu 11 köye tahsisinin yapıldığını, bu köylerin muhtarlarının kendi aralarında düzenledikleri protokolle suyun kullanım şeklinin belirlendiğini; davacı köyün, hissesine düşen suyu eski toprak kanaldan akıttığını, davalı köy için ise beton kanal yapıldığını, ancak davalı köyün kendisi için yapılan kanalı bir süre kullandıktan sonra, bu kanalı kullanmaktan vazgeçip, davacı köyün kullandığı toprak kanalı kullanmaya başladığını, bu durumun haksız olduğunu, zira davacı köye ait toprak kanala yine davacı köyün sınırları içerisinde bulunan ve sayıları ondan fazla olan kaynak sularının aktığını ve kendi hisseleri ile birleşerek su ihtiyaçlarını karşıladığını, davalı köyün toprak kanalı kullanmak suretiyle davacı köye ait kaynaklardan haksız olarak yararlandığını ve yaklaşık 2 ay önce davacı köye ait toprak kanalı beton kanal yaptırmak için köy hizmetlerine başvurduğunu ve kanala sahiplenmek istediğini iddia ederek davalı köyün davacı köye ait suya ve kanala vaki müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A. köy tüzelkişiliği verdiği cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtildiği üzere Gürgenlik suyunun kullanılmasının 11 köy muhtarlığı tarafından yapılan protokolle belirlendiğini, beton yapılmayan eski toprak kanaldan ise B. suyunun aktığını, beton kanalı iki köyünde birlikte kullandığını ve protokol gereği davacı köyün bu sudan 19 lt. kullanma hakkı bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; D.S.İ.tarafından yaptırılan ve buradan akıtılan Gürgenlik suyu gelmeden önce, B.dan gelen ve toprak kanaldan akan sudan ve bu toprak kanaldan davacı köy kadimden beri yararlandırılmış ve yararlandırılması tamamen kanal kendi sınırlarından geçtiğinden ve kendi kaynak suları buraya aktığından dolayı bir hakka dayanmıştır. Beton kanal yapıldıktan sonrada yine bu yararlanma ve kullanım aynı şekilde devam etmiştir. Bu nedenle de mahkememiz artık bu toprak kanalın taraf iki köyün müşterek kullanımına tahsis edilmesi sonucuna varmıştır. Öte yandan, beton kanala giren Gürgenlik suyu olmadan davacı köyün B.tan gelen sudan yararlandığı sabit olsa da Gürgenlik suyu geldikten sonra yapılan protokolle davacı köy, B.tan gelen sudan hisse talep etmeyeceğini kabul etmiştir. Davacı köy, artık Gürgenlik suyunun gelmesi ile hak sahibi olduğu sadece 19 litre su hakkını toprak kanala akıtmak suretiyle kullanacaktır gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile dava konusu, bilirkişi raporunda yeşil olarak gösterilen toprak kanalın taraf iki köy arasında müşterek olarak kullanımıyla her iki köyünde bu kanaldan müşterek olarak yararlandırılmasına ve aralarında düzenledikleri protokol gereği davacı köyün hak sahibi olduğu 19 litre su hakkını, davalı köyün de hak sahibi olduğu 67 litre su hakkını buradan akıtmak suretiyle yararlanmalarına, bunun dışındaki taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; 1- D.S.İ.tarafından sulama amaçlı olarak yapılan beton kanaldan yararlanan ve davacı köy sınırları içerisinde kalan arazi sahiplerinin, yararlanmasını engelleyecek biçimde (taraf köylerin su hisselerinin tamamının toprak kanala akıtılması suretiyle)hüküm kurulmuş olması,
2- Davacı köy sınırları içerisinden çıkan ve toprak kanala karışan kaynakları da içine alacak şekilde beton kanal yapılması durumunda sudan daha verimli yararlanılacağının düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle tarafların su ihtiyaçlarını belirlemek, beton kanaldan yararlanan ve davacı köy sınırları içerisinde kalan arazi sahiplerinin, haklarının korunması için ihtiyaçlarına yetecek suyun beton kanaldan akıtılmasını sağlamak, bundan sonra; tarafların toprak kanala akıtabileceği su miktarı ile davacı köy sınırları içerisinden çıkıp toprak kanala karışan kaynakların (debisi suların en az olduğu dönemde keşif yapılıp, ölçülmek suretiyle) su miktarlarını tespit etmek, protokol gereği kullanabilecekleri su miktarından fazlası bulunduğu takdirde ihtiyaçları oranında taraflara dağıtmak; toprak kanalın, yukarıda belirtildiği gibi beton kanala dönüştürülmesi halinde daha verimli olup olmayacağı hususunda uzman kişilerden (Jeoloji, inşaat ve ziraat mühendisi) oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınmak; gerekirse, kanalın beton kanal şeklinde yararlanma biçimini gösterir hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy