(4721 S. K. m. 744) (743 S. K. m. 668, 679)
Dava: Dava dilekçesinde maliki bulunduğu 822 ile 824 parsel numaralı gayrimenkullerine ve içerisindeki içme suyuna davalıların vaki müdahalesinin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesi ile; maliki bulunduğu 822 ve 824 parseller içerisinde çıkan kaynak sularının, davalı Köy Hizmetleri tarafından kanal kazmak ve boru yerleştirmek suretiyle diğer davalı köylere içme suyu olarak götürüldüğünü iddia ederek, davalıların vaki müdahalelerinin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü temsilcisi, suyun plan ve projeye dayalı olarak ihtiyacı olan köylere içme suyu olarak götürüldüğünü belirterek, davanın görev yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, Davalı Köy hizmetleri İl Müdürlüğünün davacı ve müştereklerine ait merkez Borluk Köyü 822 ve 824 parsel sayılı taşınmazlar içinde çıkan su kaynaklarını üzerini örterek arazi içinden su boruları geçirip davalı köylere içme suyu götürmek amacı ile her hangi bir kamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazlara müdahale ettikleri tespit edilmiş olup, ...davacının mülkiyet hakkına zarar vererek taşınmazının ve taşınmaz içindeki menba suyunun kullanmasını haksız olarak engellediği gerekçesi ile davalıların vaki müdahalesinin men'ine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı köy muhtarı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamından, dava konusu suyun; plan ve projeye dayalı olarak ihtiyacı olan köylere içme suyu olarak götürüldüğü anlaşılmaktadır. Köy Hizmetleri İl müdürlüğü yazısında Bu taşınmazlar üzerinde teşkilatımızca herhangi bir kamulaştırma çalışması yapılmamıştır denilmekte ise de; kamulaştırma işleminin yapılmaması, dava konusu su ile ilgili idari makamlarca alınmış bir tahsis kararı bulunmadığını göstermez. Bu nedenle, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Valilik Makamına yazı yazılarak, niza konusu su ile ilgili bir tahsis kararı alınıp alınmadığının araştırılması zorunludur. Eğer Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü veya Valilikçe alınmış bir tahsis kararı varsa, ortada idari bir işlem olduğundan, davaya İdare Mahkemesi tarafından bakılması gerekeceğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
2- Dava konusu suyun genel su olduğu anlaşılmaktadır. Genel sulardan öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. Mahkemece yapılan keşif ve sonucunda alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava konusu suyun debisi ölçülmediği gibi, davacının suya olan ihtiyacı da tespit edilmemiştir. Davacının, niza konusu su kaynaklarından başka yararlandığı suyu bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle dava konusu suyla ilgili alınmış bir tahsis kararı bulunup bulunmadığını araştırmak, tahsis kararı mevcutsa, davanın görev noktasından reddi cihetine gitmektir. Tahsis kararı mevcut değilse, suların en az olduğu bir dönemde uzman bilirkişilerden (Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Fen elemanından) oluşan bir bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılarak, dava konusu suyun debisinin ölçülmesi (ölçme işlemi, kaynağın üstünün betonla kapalı olması nedeni ile yapılamıyorsa, boru ağzından yapılması veya gerekirse uygun yerden kırılmak suretiyle ölçümün gerçekleştirilmesi), bundan sonra, davacının suya olan ihtiyacının belirlenmesi, davacının ihtiyacının nizalı su dışındaki bir başka kaynaktan karşılanıp karşılanmadığının araştırılması, sadece nizalı suyla ihtiyacın karşılandığı anlaşıldığı takdirde; davacının öteden beri yararlandığı miktar kadar, davalıların müdahalelerinin önlenmesine karar vermekten ibaret olmalıdır.
Ayrıca, davalıların kazı yapıp boru döşemek suretiyle davacı taşınmazına el attığı saptandığına göre ki, sudan yararlanma hakkının varlığı durumunda konu Türk Medeni Kanunun 744 (eski 668) maddesinin uygulama alanına girer, bu hususun da incelenerek bir sonuca bağlanması gerekmektedir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy