(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 238)
Dava: Dava dilekçesinde 354.245.000 lira borçlu olmadığının tespiti ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; davalıdan bir araba satın aldığını ve karşılığında da davalıya senet (bono verdiğini), senet bedellerini ödediği halde davalının senetleri iade etmediğini ve bu senetlerden dolayı da kendisi aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptığını beyan ederek, bu iki senetten (bono) dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında; bono metninde (bedeli nakden ahzolunmuştur) ibaresi yer aldığı için davacının yazılı belge ile senet bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Mahkemece; davalının davacıdan alacaklı bulunduğu yolundaki kendisine teklif edilen yemini eda ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık; davacının davalıdan satın aldığı araba karşılığı verilen bono bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu bonolardan dolayı dolandırıcılık iddiası ile yapılan savcılık tahkikatı sırasında, sanık sıfatı ile poliste alınan ifadesinde davalı, davacının tüm senet bedellerini ödediğini beyan etmiştir.
H.U.M.K.'nun 238/II. maddesine göre ikrar olunan hususlar çekişmeli sayılmaz. Yani ikrar, bunu yapan (ikrar eden) taraf aleyhine kesin delil teşkil eder. Davada taraflar mahkeme dışında da ikrarda bulunabilir. Taraf, başka kişiler (tanıklar) önünde karşı tarafın iddia ettiği bir vakıayı ikrar edebilir. Mahkeme dışı ikrar, kesin bir delil değildir. Hakim, mahkeme dışı ikrarı teyit edecek delil ve belirti var ise, buna dayanarak hüküm kurabilir. Ayrıca kanaatini kuvvetlendirmek için, lehine ikrarda bulunulan tarafa resen yemin teklif edebilir.
Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, davalının hazırlık soruşturması sırasında polis marifetiyle alınan ifadesi (ikrarı) üzerinde durularak ve gerektiğinde de davacıya resen yemin teklifinde bulunularak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının teklif ettiği yemine dayanılarak davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy