(1086 S. K. m. 3)
Dava: Dava dilekçesinde temerrüt nedeniyle akdin feshi, tahliye ve 2.592.000.000 lira alacak için takibe vaki itirazın iptali, % 40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın tahliye talebi ve davalı Tarhan D. yönünden reddi, davalı şirket yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kira sözleşmesinin özel hükümleri uyarınca 3 ay önceden yazılı bildirimde bulunmaksızın kiralananı boşaltan davalı kiracıdan muaccel hale gelen yeni dönem kirası tutarı olan 2.592.000.000 liranın 544.320.000 lira gecikme zammı ile birlikte tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali, temerrüt nedeniyle akdin feshi ve mecurun tahliyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, deprem nedeniyle 25.9.1999 tarihinde taşınmazın tahliye edilerek anahtarın mal sahibine teslim edildiğini, takipte yalnız alacak için ilamsız 49 nolu ödeme emri gönderilmiş olmak ve tahliye için ihtarlı ödeme emri gönderilmediğinden ötürü sulh hukuk mahkemesinin görevsiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı şirket yönünden vazgeçme nedeniyle tahliye davasının reddi, itirazın iptali davasının ise kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kiralayan davalı kiracı aleyhine Beyoğlu 3. İcra Müdürlüğünün 2001/390 sayılı dosyasıyla 3.136.320.000 lira kira alacağı için haciz ve tahliye talebiyle takip başlatmış, ancak tahliye için ihtarlı ödeme emri gönderilmeksizin, borçluya yalnızca alacak için örnek 49 ödeme emri tebliğ ettirmiş, borçlunun takipten önce kiralananı tahliye ettiğinden ötürü borcu bulunmadığını savunarak itiraz etmesi üzerine, alacaklı genel mahkemede itirazın iptali davasını açmak yolunu seçmiştir.
İtirazın iptali davası genel hükümler çerçevesinde yargılamaya tabi ise de davanın temelini icra takibinin oluşturduğunda ve davanın icra takibi ile ayrılmaz bir bütün teşkil ettiğinde, bu nedenle amacının takibe yönelik itirazların iptalini sağlamak olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Davacı taraf, alacağın tahsili için başlattığı takibe vaki itirazın iptali davası ile birlikte akdin feshi ve tahliye talebinde de bulunmakla, objektif dava birleşmesi yolunu seçmiş bulunmaktadır (HUMK. m. 3). Böylece alacağın miktarı itibariyle asliye hukuk mahkemesinde bakılması gereken itirazın iptali davasına, tahliyenin kira akdi ve yasa hükümlerine uygun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti amacıyla akdin feshi ve tahliye talebini de ekleyerek davayı sulh hukuk mahkemesinde açmıştır.
O halde objektif dava birleşmesi nedeniyle görevli mahkeme müddeabihlerin toplamına göre asliye hukuk mahkemesi olmakla dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy