(1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde kuyu kazmak suretiyle suya vaki müdahalenin men'i ve açılan kuyunun kapatılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkillerinin derede akan suyun kuruması üzerine kendi aralarında anlaşarak tapulu arazileri içerisinde iki adet kuyu kazdıklarını ve çıkan su ile 2000 civarında bulunan ağaçlarını suladıklarını bunun üzerine, davalının kendi taşınmazı içerisinde yeni bir kuyu kazarak müvekkillerine ait suyu etkilemek (suyu kurutmak) istediğini iddia ederek, suya vaki müdahalenin men'i ile davalının haksız olarak açtığı kuyunun kapatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacıların amca çocukları olup, arazilerinin de birbirine bitişik konumda bulunduğunu, tarafların arazilerinin konumundan dolayı kuyu kazımına karar verdiklerini ve kendi taşınmazları içerisinde kuyu kazmaya başladıklarını, başlangıçta birbirlerine yardım ettiklerini, su hangi kuyuda çıkarsa kardeşçe paylaşım taahhüdünde bulunduklarını, ancak sonradan paylaşımda anlaşamadıklarını ve davacıların tedbir kararı alarak müvekkili davalının kazdığı kuyunun çalışmalarını durdurduklarını, kendi kuyularını etkilediği iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; Dosya kapsamından, davacılardan Şahabettin Keleş'e ait taşınmaz içinde 2000 yılı yaz mevsiminde açılması tamamlanan kuyu ile Yusuf Keleş'e ait taşınmaz içinde aynı dönemde açılan kuyudan elde edilen su ile tüm davacıların bahçelerini suladıkları, davalının da bu kuyuların açılmasında yardım ettiği ancak suyun paylaşımında anlaşamayınca davalının kendi taşınmazı içinde ayrı bir kuyu açmaya başladığı, her iki tarafında hisselerinin bulunduğu nöbetli su kaynağının yeterli gelmediği ve önceden faydalandıkları derenin suyunun kuruduğu, bunun üzerine kuyu açma girişiminde bulundukları, davacıların kuyularının daha önce açıldığı ve Jeolog bilirkişi raporuna göre davalı tarafından açılan kuyunun davacılara ait kuyuları kurutacağı anlaşılmakla davanın kabulü gerekmiştir. gerekçesi ile davalının müdahalesinin men'i ile, açılan kuyunun kapatılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, tarafların suya olan ihtiyaçları belirlenmemiş, davacılar tarafından açılan ve davalının açılmasında yardımcı olduğu kuyuların su miktarının her iki tarafın ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı, davalı tarafından açılan kuyunun; davacılara ait kuyuları ne ölçüde etkilediği tam olarak saptanıp, açıklanmamıştır. Keşif tarihi (06.07.2001) itibariyle de yapılan keşif usulüne uygun değildir.
O halde, mahkemece; suların en az olduğu (Eylül-Ekim aylarında) dönemde keşif yapılarak, öncelikle davalının açtığı kuyunun mevcut haliyle davacılara ait kuyuları etkileyip etkilemediği, etkiliyorsa ne ölçüde etkilediği (davacıların su ihtiyaçlarını karşılamayacak derecede olup olmadığı) usulüne uygun olarak saptanmalıdır. Etkilemediği anlaşılırsa davanın reddine karar verilmelidir. Etkilediği anlaşılırsa; tarafların suya olan ihtiyaçları belirlenmeli, öncesinde kuruyan dereden birlikte yararlandıkları ve davalının da bu nedenle kuyu açılmasında yardımcı olduğu gözetilerek, davacılara ait taşınmaz içerisindeki kuyuların ölçülen debisine ve su miktarına göre her iki tarafın birlikte yararlanma durumları araştırılmalı, birlikte yararlanmaları halinde suyun yeterli olacağı sonucuna varılırsa, taraflar arasında yararlanmaya ilişkin bir su düzeneği kurularak, paylaşımı öngören su rejimi oluşturulmalıdır.
Eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy