(743 S. K. m. 144) (4721 S. K. m. 175, 178) (4722 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, iştirak nafakasına ilişkin olarak tarafların bütün, yoksulluk nafakası yönünden, ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davada, tarafların 1997 yılında boşandıkları, boşanma hükmünde yoksulluk nafakasına yer verilmediği, boşanma neticesinde davacı kadının yoksulluğa düştüğü ve kusursuz bulunduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakası istenmiştir.
Mahkemece; boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla süre geçtiğinden, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Tarafların boşanmalarına ilişkin ilamın 15.9.1997 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 175. maddesine (743 sayılı Yasanın 144. maddesi) dayanan yoksulluk nafakası boşanma davası içinde istenebileceği gibi, o dava devam ederken veya sonuçlandıktan sonra ayrı bir dava şeklinde de istenebilir. Davanın açılması; 743 sayılı Yasada bir süreye tabi tutulmamıştır. 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 178. maddesinde ise, bir yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddeye göre, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Ancak, zamanaşımı süresinin kanunun yürürlük tarihinden önceki gerçekleşen boşanmalarda uygulanabilirliği; aynı tarihte yürürlüğe giren 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20. maddesinde; Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, Türk Kanunu Medenisi hükümlerine tabi olmaya devam ederler. Ancak, söz konusu süreler, Türk Medeni Kanunun belirlediği süreden uzun ise, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, bu Kanunda belirlenen sürenin geçmesiyle dolmuş olur şeklinde düzenlenmiştir. O halde, boşanmanın; Türk Medeni Kanunun yürürlüğünden önce vuku bulması durumunda, boşanmaya dayalı dava; kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde açılmalıdır.
Somut olayda kanunda öngörülen bir yıllık zaman dilimi içerisinde (30.10.2001 tarihinde) açılan işbu dava süresindedir.
Buna göre mahkemece, işin esasına girilerek davaya bakılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy