(743 S. K. m. 679)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı (Aşağı Kayacık Köyü Tüzel Kişiliği) vekili dilekçesinde, 1996 yılında köye içme suyu olarak getirilen kaynağa davalı tarafından müdahale edilerek boruların tahrip edildiğini ileri sürerek suya vaki el atmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı ise davaya konu yerde bulunan iki adet kaynaktan birinin köye götürüldüğünü, diğer 2.kaynağın suyunu yıllardır (evine ve bahçesine almak suretiyle) kendisinin kullandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu Dikmen 1 ve Dikmen 2 olarak adlandırılan pınarların 1995 yılında köy içme suyunu sağlamak üzere projelendirildiği, ancak kaynak suları yeterli miktarda olduğundan sadece 1. kaynağın isale hattı kapsamına alınarak köye götürüldüğü, 2. kaynağın da o tarihten beri davalı tarafından kullanıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Son yıllarda meydana gelen depremler ve yeterli yağış düşmemesi nedeniyle yaşanan kuraklık sonucu 1. kaynağın Dikmen 1 pınarı) suyu son derece azalmıştır. Davacı köy muhtarlığı bu iki kaynak suyunu köye götürmek istemekte ve taraflar arasındaki uyuşmazlık bu noktada toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu Dikmen 1 ve Dikmen 2 pınarları ile dava konusu edilmeyen ve boşa aktığı belirlenen 3. kaynağın hazineye ait arazi içinden çıktığı sabit olup genel sular kapsamındadır.
Genel sulardan herkesin ihtiyacı oranında yararlanma hakkı vardır. İhtiyaçtan fazlası elde tutulamaz ve üzerinde hak iddia edilemez.
Davacı köy muhtarlığı, bu suyu köylerine içme suyu olarak götürmek istemektedir ki; içme su ihtiyacı, öncelikli olsa bile diğer ihtiyaçlara nazaran ayrı bir öncelik ve önem taşır.
Bu duruma göre; sağlıklı bir çözüm için, suların en az olduğu bir dönemde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak öncelikle, anılan suyun debisinin ölçülmesi ve davalının zorunlu içme ve hayvanlarını sulama ihtiyacının ne suretle karşılanabileceğinin usulünce tespiti ile hasıl olacak sonuca göre bir rejim kurularak tarafların ihtiyacı oranında yararlanmasının sağlanması yolunda bir düzenleme yapılması gerekir. Bu bağlamda dava konusu olmayan ve boşa aktığı belirtilen 3. kaynağın da bu inceleme kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki davacı köy muhtarlığı, davalı ile suyun kullanımı konusunda anlaştıklarını ve buna ilişkin belge düzenlendiğini davanın aşamalarında iddia etmiş olmasına rağmen bu belgenin temyiz aşamasında ibraz edildiği anlaşılmaktadır.
O halde belirtilen şekilde işlem, inceleme ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlarına uygun bir karar verilmesi icabederken, bu yönlerden eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy