(4721 S. K. m. 120, 122) (743 S. K. m. 86)
Dava: Dava dilekçesinde 763.000.000 lira maddi, 1.000.000.000 lira manevi tazminatın karşı dava ile de 1.745.000.000 lira talep bedeli ve 10.000.000.000-TL manevi tazminatı faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü karşı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, nişanda takılan hediyelerin iadesi ve tazminat istenilmektedir.
Davacı, Hasan Hüseyin Ç. davalı ile 07.05.2000 tarihinde nişanlandıklarını, nişanda 3 adet burma bilezik, 1 adet 22 ayar set, kol saati, Alyans- taşlı yüzük takılıp muhtelif hediyelerin verildiğini ancak 20.07.2000 tarihinde davalının kusuru ile nişanın bozulduğunu ileri sürerek hediyelerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedeli olan 1.378.500.000 liranın tahsili, yapılan masraflar karşılığı 763.000.000 lira maddi tazminat ile duyduğu aşırı üzüntü ve çevresinde küçük düşmüş olması nedeniyle 1.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise karşı dava ile davalı-karşı davacıya 1 adet künye ve 1 alyans ile muhtelif hediyeler verdiğini nişan hediyelerinin aynen iadesi, olmadığı takdirde 680.000.000 liranın, 565.000.000 lira maddi tazminatın ve nişanın bozulması sonucunda şahsi hakları ağır surette rencide olduğundan 10.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece her iki davanın da reddi cihetine gidilmiş olup, hüküm taraflarca temyiz edilmektedir.
Hükme dayanak yapılan sıfatı belirsiz bilirkişi raporunda Eskişehir ilçe ve köylerinde, belirtilen tüm altın ziynetlerin ve hediyelerin mutad olduğu belirtilmiş ve bu gerekçeyle dava reddedilmiştir.
Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri alınması istemine ilişkin davalarda T.M.K.nun 86. maddesine göre kusur aranmamakla birlikte dava konusu yapılan hediyelerin (ve özellikle ziynet eşyalarının) mutad olup olmadığının tespiti konusunda sadece yöresel örf ve adetlerin varlığı yeterli olmayıp tarafların usulünce araştırılıp saptanacak mali ve sosyal durumlarının da dikkate alınması gerekir. Kaldı ki altınlar, mutad eşya kapsamında sayılmamaktadır.
Davalı (karşı davacı) ise davacıya bir adet altın künye hediye ettiğini iddia etmiş, davalı ise kullanamadığı için diğer altınlarla birlikte saklanması için davacı-karşı davalı Filiz'e teslim ettiğini savunmuştur. Bu durumda künyenin saklanmak üzere davalı-karşı davacıya iade edildiğini ispat külfeti davalıda olup bu hususun tespitinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
O halde, belirtilen nedenlerle, tarafların mali ve sosyal durumlarının da usulünce araştırılarak buna dair belirlenen yöresel örf ve adet ölçüleriyle beraber değerlendirmek ve alyans dışında altınların mutad hediyelerden olmadığı da gözetilmek ve de tüm bu yönleri içerecek nitelikte yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmesi icabederken, bu yönlerden eksik inceleme ve delillerin takdirinde hataya düşülerek sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy