(743 S. K. m. 144) (4721 S. K. m. 175)
Dava: Dava dilekçesinde aylık 80.000.000 lira yoksulluk nafakası talep edilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; davalı kocanın açtığı şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma davasının retle sonuçlandığını, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmekle yeniden açılan davada boşanmaya karar verildiğini, kararın 13.12.1997 tarihinde kesinleştiğini; ancak, bu kararla yoksulluk nafakasına hükmedilmediğini, oysa boşanma sonunda babasının yanına sığındığını ve hiçbir gelirinin olmadığını, yoksulluğa düştüğünü iddia ederek, aylık 80.000.000 lira nafaka verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; boşanma kararının kesinleşmesinden yaklaşık 4 yıl sonra bu şekilde bir istemde bulunulması kanımızca hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Ayrıca, önceki boşanma davasındaki ekonomik ve sosyal durum ile şu anki durum arasında bir farklılık bulunmamaktadır. Ret edilen boşanma davasındaki ifadelerden davacının daha az kusurlu olduğu da söylenemez gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 743.Sayılı Kanunun 144. maddesinde (4721 Sayılı Kanunun 175. maddesi): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir denilmiştir. Yoksulluk nafakasının boşanma davasından sonra ayrı bir dava ile istenmesini engelleyen bir kanun hükmü yoktur. O halde, Medeni Kanunun 144. maddesi şartlarının boşanma tarihine göre araştırılması, şartları varsa yoksulluk nafakası takdiri gerekir. Toplanan delillerden, kadının; davalı kocadan daha ağır kusurlu olduğu sonucuna varılamamaktadır. Zira davalı kocanın açtığı boşanma davası şiddetli geçimsizliğin ispatlanamaması nedeni ile retle sonuçlanmıştır. Bu dava ile davacı yararına tedbir nafakası da hükmedilmiş olmasına göre; davacı kadının boşanma tarihinde yoksulluk içinde olduğunun kabulü de zorunludur.
Mahkemece, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak, uygun bir miktarda davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy