(743 S. K. m. 908)
Dava: Dava dilekçesinde 300.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada tarafların murislerine ait taşınmazların davalı tarafından kullanıldığından bahisle 300.000.000 lira ecrimisilin tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, tarafların paydaş olmaları nedeniyle intifadan men koşulu gerçekleşmediği ve davalının kullanımına davacının vekalet vererek rıza gösterdiği gerekçesiyle ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir.
Ancak, davaya konu çaylık (çay bahçesi) niteliğindeki parsellerde taraflar paydaştırlar; paydaşlar (kural olarak) intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ne var ki Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre muris tarafından yetiştirilen ürünün diğer paydaş tarafından toplanması yahut böyle bir taşınmazın diğer paydaş tarafından fiilen işgal edilerek yararlanılmış olması halinde intifadan men koşulu aranmaz.
Davada, kök muris tarafından yetiştirilen çaylık alandaki çay bitkisinin davalı tarafından toplandığı ileri sürülerek kendi hissesine düşen miktarın ecrimisil olarak davalıdan tahsilini istediğine göre, yukarıda açıklanan ilke uyarınca murisin sağlığında çaylık olan yerler için intifadan men koşulunun aranmasına gerek yoktur.
Ayrıca her ne kadar davacı vekalet vererek davalının çay üreticiliği yapabilmesi için gerekli olan ruhsat alımına muvafakat etmiş ise de bu muvafakat, tüm çay gelirinden tek başına davalının yararlanacağı, paydaşların yararlanmak istemediği sonucunu ortaya koymaz. Dolayısı ile davalının iyi niyetli zilyet olduğu düşünülemez.
O halde mahkemece, murisin sağlığında çaylık olan yerler saptanıp (sonradan davalılar tarafından çaylık hale getirilen yerler ayrık tutulmak suretiyle) ecrimisil miktarının usulünce tespit edilip davacının payına düşen bölümünün hüküm altına alınması lazım gelirken bu yönlerden eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy