(4721 S. K. m. 4, 134)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, boşanma kararında yoksulluk nafakasına hükmedilmediğinden; boşanma ile yoksulluğa düşen davacı kadın yararına aylık 300.000.000 lira yoksulluk nafakası bağlanması talep edilmiştir.
Mahkemece, taraflar TKM. nin 134/3 maddesi gereğince boşanmış olup, yaptıkları protokolde birbirlerinden yoksulluk nafakası istemeyecekleri de açıklıkla belirtilmiştir. Şu halde taraflar arasında kesin hüküm halini almış ilam vardır gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların, TKM.'nin 134/3 maddesi gereğince boşanmaları ve yaptıkları protokolde yoksulluk nafakası istenmediğine ilişkin beyan bulunduğu takdirde, bu beyan tarafları bağlayıcı olup, buna dayanılarak oluşturulan kararda boşanan eşler arasında kesin hüküm teşkil eder. Ne var ki, hükme esas alınan ve tarafların aralarında düzenledikleri protokol incelendiğinde:
Davacı Adem Demli dava tarihinden itibaren ayda 50.000.000 lira nafaka vermeyi ayrıca 700.000.000 lira tazminat vermeyi kabul etmektedir.
Davalı Zehra Demli müşterek çocukları Sıdıka Damla Demli'nin velayetinin davacı babaya verilmesini kabul etmektedir.
Tarafların birbirlerinden başkaca maddi-manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır.
Yukarıdaki şartlar altında taraflar boşanmayı kabul etmektedir" hükümlerini içerdiği görülmüştür.
Protokol içeriğinde, davacı kadının yoksulluk nafakasından vazgeçtiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine, dava tarihinden itibaren aylık 50.000.000 lira nafaka talep ettiği anlaşılmaktadır. Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade eden, boşanmaya bağlı fer'i bir haktır. Ancak, boşanmadan sonra talep edilemeyeceğine ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları ile günün ekonomik koşullarına göre; davacı kadının boşanma ile yoksulluğa düştüğü gözetilerek TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kesin hükümden bahsedilerek davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy