(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı kooperatif, davalının taşınmazlarının da içerisinde bulunduğu site'ye yol ve su hizmeti getirdiğini, alt yapı hizmetlerinden yararlanan davalının kooperatif üyesi olmasa da yararlandığı hizmetin bedelini ödemesi gerektiğini, bu amaçla ödemesi gereken bedele ilişkin olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı kooperatifin üyesi olmadığını, parseller üzerinde evi olmadığını, yol ve suyu kullanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davalıya ait 5 adet parselin site içerisinde kaldığını, site içine kooperatifçe getirilen hizmetlerden yararlandığını, dolayısıyla bu hizmetlere katılım payını ödemesi gerektiği yolunda görüş bildiren 12.4.2001 havale tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmü davalı taraf temyiz etmektedir.
Davacı kooperatifin kendi üyeleri için yapmış olduğu yolun davalıya ait arsaların değerlerini artırdığı yolundaki bilirkişi beyanı, davalının su ve yapım giderlerinden sorumlu tutulmasını gerektirmez.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davalıya ait arsaların alt yapı hizmetlerinden yararlandığı belirtilmiş ise de, bu yararlanmanın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği açıklanmamıştır. Bilirkişinin görüşünün dayandığı tüm bilgi ve verilerin raporda gösterilmesi zorunludur. Ancak bu şekilde hazırlanan raporun Yargıtay denetimine açık olduğu kabul edilebilir.
Davalının açılan kuyu suyundan ve yapılan yoldan yararlandığı kanıtlanmamıştır.
Mahkemece, yukarıdaki hususlar üzerinde durulmaksızın ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy