(743 S. K. m. 679) (1086 S. K. m. 283)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i ile davacı köy lehine iki günlük su tahsisine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile davacı Yarbaşı Köyü sınırları içinden çıkan ve Büyükdere olarak adlandırılan su kaynağından, davalı Yağcılar Köyüne; kadim tarihte, toprak kanaldan su tahsis edildiğini, toprak kanaldan akan suyun zamanla ihtiyaca yetmemesi üzerine davalı köyün, suyu beton kanala aldığını; ancak, bu suya davacı köyünde ihtiyacı bulunduğunu iddia ederek, sözü edilen kanaldan müvekkili köy lehine haftanın Pazartesi ve Perşembe günlerinde iki günlük su tahsisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dava konusu suyun genel sulardan olduğu ve davalı Yağcılar Köyünün bu sudan kadimden beri yararlandığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyla ilgili açılan önceki davada; beton kanal yapımına davalıların müdahalelerinin men'i istenilmiş, davanın kabulüne ilişkin karar Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir. Ancak, mahkeme gerekçesinde .... zirai bilirkişi raporunda açıklandığı üzere; davalı köyün ilgili mezrasına da aynı kanaldan münavebe ile su verilmesi mahkememizce de hakkaniyete uygun olacağı düşünülüyorsa da, bu hususun tarafların iddia ve savunmalarında yer almaması ve dava dışı olması nedeniyle dikkate alınmamıştır. denilmektedir.
Açılan bu davada ise; kesinleşen karar gerekçesinde belirtildiği üzere, suyun münavebeli kullanımını sağlayacak bir su rejimi oluşturulması istenilmektedir.
Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi (Ziraat Mühendisi) raporunda; tarafların ihtiyaçlarının 3,5 aylık üretim periyodunda asgari 21 kez sulama yapılmak suretiyle giderilebileceği, mevcut su kaynağının debisi itibariyle ve sulama kanalının toprak olması, buharlaşma, sızıntı gibi kayıplar göz önüne alındığında davalı köyün 24 saat, davacı köyün de 2 saat kesintisiz suya ihtiyacı bulunduğu belirtilmiştir. Ne var ki, belirtilen dönem içerisinde suyun münavebeli kullanımı irdelenmemiş, münavebeli kullanılması halinde her iki tarafın da ihtiyacının karşılanıp karşılanmadığı açıklanmamıştır. Eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; bilirkişiden ek rapor alınarak, suyun beton kanala alınacağı da gözetilerek, münavebeli kullanım halinde her iki tarafın ihtiyacına yetip yetmeyeceği ve kullanım şeklini saptamak, sonucu dairesinde; tarafların ihtiyaçlarına göre kullanımını sağlayacak bir su rejimi ve düzeni kurmaktan ibaret olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy