(4721 S. K. m. 4, 134)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, davalıdan 07.11.2001 tarihinde boşandığını, kararla yoksulluk nafakasına hükmedilmediğini, boşanmayla yoksulluğa düşen müvekkili için aylık 250.000.000 lira yoksulluk nafakası bağlanmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aylık 75.000.000 lira yoksulluk nafakasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar Medeni Kanunun 134/1. maddesi gereği boşanmışlardır. Boşanma 134/3. maddesine dayalı olmadığından boşanma davasından sonra da yoksulluk nafakası istenebilir. Koşulları oluştuğundan, mahkemece yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan ekonomik durum araştırmasında; davalının, yüzbaşı olduğu ve ayda 779.000.000 lira maaş aldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre; davacı kadın için takdir edilen nafaka azdır. Mahkemece, Medeni Kanunun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy