(4721 S. K. m. 120,121)
Dava: Dava dilekçesinde nişanın bozulması nedeniyle 5.000.000.000 lira manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü (1.000.000.000-TL) cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile görücü usulü ile nişanlandıklarını, 5 ay nişanlı kaldıktan sonra hiç neden yokken davalının nişanı bozduğunu, şeref ve haysiyetinin ağır derecede zedelendiğini, manen yıkıldığını beyanla 5.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; "bozulan nişan nedeniyle davacının elem, ızdırap, sıkıntı duyduğu gerekçesiyle tarafların ekonomik ve sosyal durumları da dikkate alınarak 1.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline" karar verilmiş olup hükmü davalı temyiz etmektedir.
Davacı tanıkları, nişanın bozulması nedeniyle davacının üzüntü duyduğunu acı çektiğini beyan etmişlerdir.
MK.85. (1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle madde 121) maddesine göre nişan bozulmasından şahsen, fahiş bir surette mutazarrır olan nişanlı diğer taraftan manevi tazminat isteyebilmektedir. Terk edilen nişanlının hayal kırıklığı nedeniyle uğradığı elem, şeref ve şöhretin ihlali gibi diğer unsurlarla bir arada gerçekleşmiş olması gerekir. Üzüntü başlı başına tazminatı gerektirmez. Çünkü herhangi bir şahsiyet değerinin ihlali ile ilgili değildir. Buna karşın nişanın bozulması terk edilen nişanlının şeref ve haysiyet duygularını ağır şekilde yaralamış, onu çevresine karşı küçük düşürmüş, itibarının zedelenmesine sebebiyet verilmiş ise, ancak o zaman manevi tazminata karar verilmelidir.
Davada olduğu gibi sırf nişanın bozulmasından doğan olağan üzüntü manevi tazminatı gerektirmez. Davacının çektiği sıkıntı nedeniyle tedavi gördüğü hususu da ispatlanmış değildir.
Açıklanan nedenlerden dolayı davacının manevi tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.9.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy