(2762 S. K. m. 10)
Dava: Dava dilekçesinde müdahalenin men'i ile 876.000.000 lira Ecrimi silin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Davacı taraf temyizi açısından; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı taraf temyizi yönünden; davada Kadıköy Göztepe mahallesi 407 Ada, 11 numaralı Tütüncü Mehmet Efendi Vakfı adına kayıtlı iki meşrut hane niteliğinde parsele vaki müdahalenin men'i ve ecri misil isteminde bulunulmuş mahkemece; davalının ikametgah olarak kullandığı bu taşınmazda taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı tapulu taşınmaza haksız el atıldığı davalının tahliyesi nedeniyle el atmanın önlenmesi isteminin konusuz kaldığı gerekçesiyle ecrimisil istemi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa; Vakfiye hükümlerine göre el atıldığı iddia edilen yerin meşruta niteliğinde bulunduğu, cami imamlarının oturmasına şart kılındığı takdirde cami görevlisi bu yerden ücretsiz yararlanabilecektir. Ayrıca doğrudan hayrattan olan cami meşrutası, yapıldığı şekilde muhafaza edilmiş ise, orada oturmayı vakıfname hükümleri haklı ve geçerli kılabilecektir. Ancak cami imamlarının süknasına (oturmasına) şart kılınan meşruta, Vakıflar Kanununun 10. maddesinde ifade edildiği üzere "işe yaramaz" bir duruma gelmişse (veya yıkılarak yeniden yapılmışsa ya da çok esaslı tamirat görmüşse) o takdirde mazbuteye alınan vakıf nedeniyle idarenin tahsis yapma yetkisi ortaya çıkacaktır. Mahkemece bu yönler ve davalının görev durumu araştırılmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü yönünde karar vermesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davaya konu yere ait vakfiye dosya içine alındıktan sonra mahallinde keşif yapmak suretiyle öncelikle meşruta olarak şart edilip edilmediğini tespit etmekten ibarettir.
Şayet meşruta olarak tahsis edildiği tespit edilirse bu kez çekişmeli yerin (yapının) önceki halinin ve son durumunun saptanması, uyuşmazlığın vakfiye hükümlerine göre mi yoksa Vakıflar Kanunun 10. maddesi hükmüne göre mi çözümlenmesi gerekeceğinin değerlendirilmesi ve ayrıca davalının meşrutaya uygun olarak cami imamı veya müezzini olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy