(4721 S. K. m. 145)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada yoksulluk nafakasının arttırılması istenilmiş mahkemece, davacının boşanmada daha ziyade kusurlu olduğu, ayrıca taraflar arasında görülüp kesinleşen boşanma davasında davalı kocanın karşı tarafın "terzilik" mesleği bulunduğuna dair iddiasına karşı davacının 'terzilik yapmak zorunda değilim' şeklinde vermiş olduğu cevaptan, davacının yapması halinde kendisini yoksulluktan kurtaracak (terzilik) sanatının bulunması nedeniyle artış isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.12.1994 tarih ve 2-627/889 sayılı kararında da kabul edildiği gibi taraflar arasında görülüp kesinleşen boşanma davasında verilip kesinleşen hükümle, davacının yoksulluk nafakasına müstehak olduğu tespit edilmiştir.
O halde Medeni Kanunun 145. maddesinde sayılan nafakanın kaldırılması nedenleri iddia ve ispat edilmediğine göre, mahkemece tarafların gerçekleşen mali ve sosyal durumları dikkate alınarak hak ve nesafete uygun olacak şekilde nafakanın arttırılmasına karar verilmesi gerekir, davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 01.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy