(1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, davacıların kadimden beri sulama suyu olarak yararlandıkları kaynak suyuna ve 1/3 kullanım hakkına yapılan müdahalenin önlenmesi talep edilmektedir.
Mahkemece; davanın kabulü ile (davacı Nejat ile dava konusu suyun bulunduğu taşınmazın önceki maliki dava dışı Bekir Bozdoğan arasında yapılan Sulh anlaşması gereğince) kaynak suyunun 1/3 kullanım hakkına davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.
Dava konusu suyun bulunduğu yerde 05.04.2002 tarihinde yapılan keşif sonucunda alınan ziraat bilirkişi raporunda; suların çok olması nedeniyle iyi bir değerlendirme yapılamayacağı, suların en az olduğu dönemde daha iyi değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu suyun genel su mu yoksa özel su mu olduğuna ilişkin bilirkişi raporunda bir açıklama yapılmamıştır.
Davalıya ait tapulu yerden çıkan dava konusu suyun genel su sayılabilmesi için, o taşınmazın sınırlarını aşacak veya çıkar çıkmaz dere halini alacak şekilde çok olması veya az olmakla birlikte özel mülkiyete tabi tutulması kamusal yarar açısından sakıncalı olması gerekir. Davaya konu suyun genel su niteliğinde olup olmadığının kesin olarak saptanması gerekmektedir. Eğer sadece davalıya yetecek kadar ise o takdirde özel su niteliğinde kabul edilip davacıların talebinin reddine karar verilmelidir.
Aksi takdirde yani dava konusu suyun genel su olduğu anlaşılırsa, genel sulardan herkesin kadim yada öncelikli kullanım haklarını engellememek koşulu ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanma hakkı bulunmaktadır.
Bu durumda, suların en az olduğu bir sulama döneminde, su işlerinden anlayan (Jeo, Müh) uzman bilirkişiler seçilerek yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu suyun debisinin ölçülmesi ve davacıların yararlandığı başka sular varsa bunlarda dikkate alınarak davacıların dava konusu suya olan ihtiyacını belirten ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davacılar vekilinin dava dilekçesinde sonradan el yazısı ile ilave ettiği su hakkının tapuya tesciline yönelik talebi ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy