(213 S. K. m. 8, 11) (818 S. K. m. 61, 62, 63, 64, 65, 66, 410, 414)
Dava: Dava dilekçesinde 317.320.000 lira alacağın rücuan faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı (Tedaş); Trabzon Elektrik Dağıtım Müessesesi'nin 2000 yılı vergi iade bildirimi ve eki harcama belgelerinde ücretlilerin geçersiz ve sahte belge kullanmak suretiyle haksız vergi iadesi aldıklarından bahisle, vergi sorumlusu olarak tarh edilen vergi ve fer'ilerinin vergi dairesine ödendiğini, ancak 176 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği üzere tarh edilen vergi ve ferilerinin asıl sorumlusu ve mükellefi davalı olduğu göz önünde tutularak, ödenen 317.320.000 liranın ödeme gününden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece VUK.8. maddesi gereğince (verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir). Aynı yasanın 11. maddesi gereğince de (yaptıkları ve yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmediğinden ve bunlarla ilgili diğer ödemeleri yerine getirmekle sorumludur). Bu iki maddenin kabul ettiği gibi davacı kurumun asli sorumluluğunun var olduğu kabul edilmiş olup, nitekim davacı kurum bu sorumluluktan dolayı davalının da yararına olmak üzere vergi ceza ve eklerinin oluşmasından sonra vergi idaresi ile haklı olarak uzlaşma yoluna gitmiştir. Davalının düzenleyerek davacı kurum aracılığı ile verdiği ve vergi denetimi sonunda kesinleşen tespit ve usulsüz olduğu anlaşılan belgeler nedeniyle haksız olarak vergi iadesinden yararlandığı anlaşıldığından ve VUK. 11. maddesi gereğince de (asıl mükellefe rücu hakkı bulunduğundan) davanın kabulü ile 317.320.000 lira alacağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmektedir.
Emsal dosya içinde mevcut 2000 yılı özel gider indirimi gelir vergisi inceleme raporunda sahte veya geçersiz belge kullanan 355 kişiye ait belge ve dokümanlar sonucunda davacı kurumun ödemek zorunda kaldığı bedel bildirilmiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının ibraz ettiği belgelerde usulsüzlüğün bulunup bulunmadığı var ise bundan dolayı davacının sorumluluğunun olup olmadığı ve sorumluluğu var ise miktarı ve rücu hakkı yönlerinde toplanmaktadır denilmiş ve asıl muhatap olan vergi dairesine ibraz edilen belgelerin usulüne uygun olup olmadığının denetiminin bağlı olduğu vergi dairesine ait olduğu gibi, usulsüzlüğünün var olduğunun tespit edilmesi durumunda bu tespit ve kararlara karşı açılacak davaların vergi mahkemesinin görevi dahiline girdiği anlaşıldığından bu yönde bir değerlendirme yapılmamış, kesinleşen tespit karşısında usulsüzlüğün var olduğu kabul edilmiştir.
Davacı davalının borcunu, ona karşı herhangi bir kişisel edim borcunu yerine getirme niyeti taşımaksızın ve onun (davalının) açık ya da farazi (varsayılı) oluru bulunmaksızın kendi inisiyatifiyle kapatmıştır (BK. mad. 410.vd.). Zira bir başkasının borcunu ödemek, caiz olan vekaletsiz iş görme sayılır ve vekaletsiz iş gören (davacı) ödediği borcu, BK. Mad. 61-66 hükümlerine göre borçludan (davalıdan) isteyebilir.
Davalı, alacaklıya (dava dışı vergi idaresine) karşı ileri sürebileceği savunmaları, davacıya karşı ileri sürebilir. Çünkü iş gören (davacı), iş sahibinin (davalının) çıkarlarına uygun biçimde işi görmekle yükümlüdür (BK. mad. 410). Gerçekten de hem caiz olan hem de caiz olmayan vekaletsiz iş görmede iş gören, iş sahibinin menfaatine ve gerçek ya da tahmin edilen amacına uygun hareket etmek borcu altındadır. Kısaca iş gören (davacı), iş sahibine (davalı) hesap vermekle yükümlüdür (BK. mad. 414).
Mahkemece yapılacak iş; uzman bilirkişiler kurulu aracılığı ile davalının tahsil etmiş bulunduğu vergi iadesine ait belgelerin sahte veya vergi yasaları ve bunlara uygun olarak ilgili kurumlarca çıkarılan genelgeler uyarınca geçersiz bulunup bulunmadığının soruşturulması, sonuç olarak davalının haksız olarak bir meblağı almış olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy