(2004 S. K. m. 67) (743 S. K. m. 624) (4721 S. K. m. 691)
Dava: Dava dilekçesinde 4.500.000.000 lira tutarındaki icra takibine vaki itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapıldıktan sonra dosyada bazı nevakısın giderilmesi için mahalline iade edilmiş olup, bu kere yeniden gelmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü
Karar: Dava dilekçesinde davacıların toplam 1809/8040 hisseye sahip oldukları ve harici taksim sonucu kendilerine isabet eden taşınmazı davalının kullanması sebebiyle ecrimisil alacağı için icra takibi yapıldığı, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği ileri sürülerek icra takibine yapılan itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatı talep edilmiştir.
Davalı vekili savunmasında, taşınmazı müvekkili olan şirketin hiçbir zaman kullanmadığını, şirket ortaklarından Müfit Yetkinin taşınmazın hissedarlarından Sinan Sami Kalpakoğlu ile kira sözleşmesi yaptığını ve bu sözleşmeye göre kullandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini ve kötü niyetli olarak icra takibi yapan davacının %40 tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece davalı Şirket yetkilisi olan Müfit Yetkin ile dava dışı hissedar Sinan Sami Kalpakoğlu arasında yapılan sözleşmeye göre davalının taşınmazı kullandığı kabul edilip itirazın iptali talebi reddedilerek davacının % 40 tazminat ödemesine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın müşterek mülkiyet şeklinde olduğu, davacıların toplam 1809/8040 hisseye, dava dışı olup davalı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan Müfit Yetkin ile kira sözleşmesi yapan Sinan Sami Kalpakoğlu'nun ise 1923/8040 hisseye sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Müşterek mülkiyete tabi taşınmazın kiraya verilmesi önemli idari işlemlerdendir.
Medeni Kanun'un 624/3.maddesine göre (4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu md.691) bu tür işlemlerin pay ve paydaş çoğunluğu ile yapılması gerekir. Kira sözleşmesinin ise bu şekilde çoğunluk sağlanmadan yapıldığı anlaşılmaktadır.
O halde geçerli bir sözleşmeye dayanmadan taşınmazı kullanan kişi ecrimisil ödemekle sorumludur. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
Bundan ayrı kabul şekline göre de, davacının haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı kanıtlanmadan %40 tazminata mahkum edilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. (İİK. md.67/2)
Mahkemece, davalı tarafın işgalinin sabit olması halinde, davacılar nizalı taşınmazın harici taksim sonucu kendilerine isabet ettiğini iddia ettiklerine göre, davacılardan bu konudaki delilleri sorularak bu iddianın kanıtlanması halinde taşınmazın tamamından, aksi halde davacıların hissesi dikkate alınarak ecrimisile hükmedilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy