(818 S. K. m. 41, 390)
Dava: Dava dilekçesinde 47.500.000 liranın dava tarihinden itibaren yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü :
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin hamili bulunduğu kredi kartını bulan ( dava dışı üçüncü kişilerin ) davalı işyerinden yaptıkları alışverişlerin karşılığı olan parayı, kartı aldığı bankaya ödemek zorunda kaldığını bildirip, gerekli özeni göstermeden kredi kartının haksız olarak kullanılmasına ve böylece dava konusu zararın doğmasına neden olan davalıdan, dava dışı bankaya ödemek zorunda kaldığı mal bedeli olan 47.500.000 TL.nın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Mahkemece, kaybolan kartta davacının fotoğrafı ve imzasının bulunduğu ispat edilemediği, bu durumda davalı şirket elemanının kontrolde ihmali olduğundan ve zarara sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceği gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir.Kayıp veya çalınmış bir kredi kartını eline geçiren kişinin bu kartla sahte imza atarak alışveriş yapması halinde uğranılan zarardan sorumluluk BK. mad.41 vd.hükümlerine tabidir. Çünkü, hırsız ile kredi kartı sisteminin tarafları arasında bir hukuksal ilişkinin varlığını ileri sürmek mümkün olmadığından, kayıp kartın kullanılması haksız fiil niteliği taşımaktadır.Davacının kredi kartı ile 13.10.2002 tarihinde alışveriş yapıldığı, 15.10.2002 tarihinde ise davacının kartı kaybettiğini fark edip bankaya bildirdiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.Kredi kartını kayıp veya çalınma gibi rıza dışı bir nedenle elinden çıkaran kart hamili, kartı kendisine veren kuruma derhal kayıp bildiriminde bulunmak zorundadır. Bu bildirimin hiç yapılmaması veya geciktirilerek yapılması halinde kart hamili kendi kusurlu davranışı ile hukuka aykırı kullanıma yol açmış olacağından, kartla yapılan alışveriş bedelini kuruma ödemek zorundadır. Nitekim davacı da söz konusu ödemeyi yapmıştır.Kredi kartı üzerinde adı ve soyadı yazılı kişi tarafından kullanılabilir. Başka bir kişi tarafından ibraz edilen kredi kartını üye işyeri kabul etmemek zorundadır. Bu yüzden kartı ibraz eden kişinin yetkili hamil olup olmadığının tespiti gerekir. Üye işyeri görevlisi bu amaçla imza, kimlik vs. kontrolü yapmalı, bu esnada BK.390.md. göre yerine getirmesi gereken özeni göstermelidir. Örneğin; kart üzerindeki imza ile harcama belgesine atılan imza arasında çıplak gözle yapılan incelemede çok açık bir farklılık olmasına rağmen üye işyerinin bu kartla alışveriş olanağı tanıması ve bu şekilde ağır kusurlu bir davranışla kart hamilinin zararının doğmasına neden olması halinde sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Bunun yanında, kredi kartını özenle muhafaza konusunda makul tedbirleri almadan çalınmasına ve zararın doğumuna neden olan kart hamilinin müterafik kusuru olup olmadığının da değerlendirilerek tazminattan tenkis yoluna gidilebilecektir.Kısaca üye işyeri ağır kusurlu bir davranış ile söz konusu zararın doğmasına neden olduğunda kart hamiline karşı sorumlu olur.Mahkemece bu ilke ve esaslar çerçevesinde olay tamamen aydınlatılıp, davacı ve davalının karşılıklı kusurları mukayese edilip, zarar faili ile zarar görenin ( zararın meydana gelmesine neden olan davranışları ) karşılaştırılıp sorumluluklarının kusurları ile orantılı olarak aralarında paylaştırılıp paylaştırılmayacağı irdelenmeden, eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy