(4721 S. K. m. 195, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalı (koca)nın devamlı içki içtiğini, kumar oynadığını ve eve geç geldiğini, devamlı hakaret edip, her fırsatta dövdüğünü; bu da yetmezmiş gibi, taraflarla birlikte yaşayan davalının 19 yaşındaki oğlunun da davacıyı dövdüğünü ve birlikte evden kovduklarını iddia ederek, müvekkili için aylık 100.000.000 TL nafaka takdirine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, Tanık beyanlarına göre; davacının müşterek konuttan ayrılmasını gerektirecek haklı bir neden bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda, davacı ayrı yaşama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Dinlenen tanık beyanlarından; davalının önceki evliliğinden olma çocukları ile davacının aynı çatı altında birlikte yaşadıkları, bu durumun ailede huzursuzluğa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Davalı (koca) bağımsız ev açmadığına göre; davacının ayrı yaşamakta haklı olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, davalı kocanın geliri ile orantılı olmak kaydıyla, birlikte yaşadıkları zamanda eşine sağladığı geçim şartlarını ayrı yaşama halinde de sağlayacak oranda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy