(4721 S. K. m. 756)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Dava dilekçesinde davacının tapulu taşınmazındaki özel suyuna davalı tarafın müdahale ettiği iddia edilerek müdahalenin önlenmesi talep edilmiş, mahkemece nizalı suyun tapulu arazide olsa dahi gerek su niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun özel su sayılıp sayılmayacağı, o taşınmazın tapulu ve suyun miktarının da taşınmazın sınırlarını aşmayacak derecede az olmasına bağlıdır. Aksi halde yani suyun kaynadığı taşınmazın sınırları içinde kalmayacak kadar büyük olması, veya suyun yeryüzüne çıkar çıkmaz bir dere haline gelmesi durumunda kaynak arzın mütemmim cüzü sayılmayacağından bu suyun davacının ihtiyacından artan kısmının genel su olarak kabulü gerekir.
Yargılama sırasında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda; tapu kaydı yerine uygulanırken su kaynağı krokide gösterilmemiş, çeşmenin tapu kaydı içerisinde kaldığı belirtilmiş, Jeoloji mühendisi bilirkişinin raporunda ise bu konuda denetime elverişli, kanaat verici açıklamada yer almamıştır.
Bu duruma göre ve sağlıklı bir sonuç; öncelikle dava konusu suyun kaynağının bulunduğu yer yapılacak keşifle araştırılmalı, davacıya ait tapulu taşınmazda bulunduğunun tesbiti halinde; anılan suyun debisi ve davacının su ihtiyacı da nazara alınarak yukarıda belirtilen kriterlere göre özel su olduğu anlaşıldığı takdirde davanın kabulü gerekir. Genel su niteliğinde bulunduğunun anlaşılması halinde ise; tarafların yararlandıkları başka sular, dava konusu suya olan ihtiyaçları ve suyun yeterliliği ile özellikle davacının öncelikli ihtiyacından fazla bir su bulunup bulunmadığının usulünce tesbit edilerek genel su ilkelerine göre yapılacak incelemelerle, ortaya çıkacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy