(4721 S. K. m. 4, 195, 197) (4722 S. K. m. 9)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davalının açtığı boşanma davasının redle sonuçlanıp kesinleştiği, davalının birleşmeye yanaşmadığı, boşanma davasında hükmedilen 100.000.000 lira tedbir nafakasının yetersiz kaldığı ileri sürülerek 300.000.000 lira tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiş; mahkemece, daha önce hükmedilen nafakanın artırılmasını gerektirecek herhangi bir hukuki sebep bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4.6.1958 gün, 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre olayları izah taraflara, kanunları resen uygulamak ve dolayısı ile hukuki nitelendirmede bulunmak hakime ait bir yükümlülüktür.
Buna göre, 4722 Sayılı Yasanın 9/son maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken 4721 sayılı MK.'nun 195. maddesine göre, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve; eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Somut olayda da redle sonuçlanan boşanma davası sonrasında ayrı yaşamaya devam eden taraflardan davalının, birlikte yaşamaktan kaçınması diğer bir deyişle birlikteliğe yanaşmaması nedeniyle tedbir nafakası istenilmiştir. (4721 Sayılı Yasanın 197/3. maddesi).
Dolayısı ile mahkemenin, istemi, boşanma davasında hükmedilen tedbir nafakasının artırılması olarak nitelendirmesi ve buna göre uygulama yapması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Kaldı ki boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte tedbir nafakası sona ereceğinden ortada artırılması gereken bir nafaka da bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddianın tanık beyanları ile kanıtlandığı gözetilerek, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün koşullarına ve de MK.'nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktar nafakaya hükmedilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. 'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy