(2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde 384.362.567 lira alacak için itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 6.626.667 TL işlenmiş faize itirazın iptali cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalının telefon borcundan dolayı; hakkında, Gerede İcra Müdürlüğü'nün 2002/578 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiğini; davalı tarafından, aleyhine başlatılan icra takibine karşı kısmi itirazda bulunulduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; ... Gecikme bedeli 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanundan kaynaklanan faiz niteliğindeki bir edimdir. Bir tarafın diğer taraftan gecikme bedeli isteyebilmesi için sözleşmede açıkça borcun süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı kanuna göre gecikme bedeli isteneceğinin düzenlenmesi gerekir. Olayımızda davacı ile davalı arasında yapılan Telefon abonman sözleşmesinde böyle bir hüküm yoktur. O halde bu sözleşmeye dayanarak davacı, davalıdan gecikme bedeli isteyemez gerekçesi ile; gecikme bedeline yönelik istemin ve gecikme bedeli için istenen icra-inkar tazminatı talebinin reddine, faiz yönünden ise; 6.626.667 TL işlemiş faize yapılan itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Gerede İcra Müdürlüğü'nün 2002/578 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 213.000.000 lira asıl alacak ile 267.573.324 TL gecikme bedeli ve 6.626.667 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam: 487.199.991 TL alacağın tahsili için asıl alacak ve gecikme bedeli toplamı üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %70 ve değişen oranlarda hesaplanacak AVANS faizi yürütülmek suretiyle, borçlu davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği ve borçlu tarafından 7 günlük süre içerisinde gecikme bedeli ve faiz uygulaması bakımından kısmi itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında kurulmuş bulunan (Telefon Abonman Sözleşmesinin) 21. maddesine göre: Abone, Türk Telekom ile arasındaki ilişkilere dair yasa, tüzük ve yönetmelikler ile bu sözleşmede yer almamış genel mevzuat hükümlerine aynen uymayı, yasa, tüzük ve yönetmelikler ile ücret tarifeleri üzerinde sonradan yapılacak bütün değişikliklerin kendisine de uygulanmasını; kabul ve taahhüt eder. Bu hükme dayanan davacı idare, gecikme bedeli hakkında yayınladığı genelgeler ile borcunu son ödeme gününden sonra ödeyen abonelerden 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunda öngörülen gecikme zammı oranı kadar gecikme bedeli alınması hususunu kararlaştırmış, 2.3.2001 tarih ve 5621 sayılı tebliği ile de; Aralık 2001 tarihinden itibaren, her bir ay ve keşif için uygulanmakta olan %8 oranındaki gecikme bedelinin, son ödeme tarihini takip eden günden itibaren gecikilen her gün için borç tutarının %0.4'ü (binde dört) oranında uygulanmasını kararlaştırmıştır.
Yukarıda sözü edilen genel işlem şartında yeralan koşul, açık ve anlaşılabilir olduğunun yanında birden çok anlama gelmeyen, alışılmış olanın dışında bulunmayan bir kayıttır. Aksi takdirde, sözleşenlerin karşılıklı çıkarlarını adil ve hakkaniyete uygun olarak denkleştirmeyen, müşterinin çıkarlarını girişimci (müteşebbis) yararına kısıtlayan şartlar geçersiz olmak durumunda kalacaktır. Şu hususta önemle vurgulanmalıdır ki sözleşenlerin sözleşmenin kurulmasından sonra edimi (taraflardan birisinin) tek yönlü bir irade beyanı ile belirleyebilmesi hususunda anlaşmaları her zaman olanaklıdır. Bundan amaç aralarında kurdukları hukuksal işlemin içeriğini belirlemek ve daha önemlisi açıklığa kavuşturmaktır. Bu belirlemenin nasıl yapılacağı hakkında (uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi) sözleşmede her hangi bir açıklık bulunmuyorsa belirleme yetkisi tamamen serbest olmayıp bunun adil, objektif iyi niyet esasına ve hakkaniyete uygun bir şekilde yapılması gerekir.
Davacı kuruluşun Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Yasasına göre belirlediği (gecikme zammı), sözleşenlerin çıkarlarını müteşebbis yararına kısıtlamayan bir yöntemdir.
Öte yandan taraflar sözleşmedeki edimlerini gelecekte çıkacak yasa, yönetmelik, tüzük ya da kararname hükümlerine göre belirleneceğini kararlaştırabilirler. (Taraflardan birisinin) Borcun ifasında çıkmış veya çıkacak uyulması zorunlu hükümleri kabullenmesi kişinin Borçlar Hukuku alanında irade açıklaması olup, kamu hukuku ve düzenini ilgilendiren bir durum mevcut olmadığı gibi sözleşmede yer alan bu kayıt yasanın emredici kurallarına, ahlaka ve kişilik haklarına da aykırı bulunmamaktadır.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında; telefon faturasında gösterilen son ödeme tarihinden sonra borcun ödenmesi halinde gecikme bedeli alınması gerektiği, sözleşmenin fesih edildiği tarihten itibaren de asıl alacağa temerrüd faizi uygulanması gerektiği hususu benimsenmiş bulunmaktadır.
Mahkemece, yukarıdaki fiili ve hukuki olgular dikkate alınarak, bilirkişice hesaplanan gecikme bedeli için davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; davalı (borçlu), icra takibine itirazında kısmen haklı çıkmış bulunduğuna (dava yargılamayı gerektirmesine) göre; aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken kabul edilen faiz alacağı miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru değildir. Bu hususta davalının temyizi bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 04.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy