(4721 S. K. m. 182)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Dava dilekçesinde, boşanma davasında kararlaştırılan 300 milyon lira iştirak nafakasının tamamen kaldırılması ya da davacının geliri oranında indirilmesi talep edilmiş, mahkemece nafakanın 200 milyon liraya indirilmesine karar verilmiştir.
Tarafların evli iken Şişli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1357-E 2001/112-K. sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, anlaşma gereğince velayeti Davalı Anneye verilen müşterek çocuk için 300.000.000 lira iştirak nafakasının kararlaştırıldığı, verilen kararın 30.3.2001 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. O davada verilen kararın kesinleşmesinden yaklaşık olarak 1,5 ay sonra 21.5.2001 tarihinde açılan bu davada davacı emekli olduğu bankada çalışmakta iken işten ayrılmak zorunda kaldığını, emekli maaşı dışında başka bir gelirinin bulunmadığını iddia ederek bu davayı açmıştır.
Türk Medeni Kanununun 182/2. maddesinde velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Davalının bir işte çalışmadığı ve gelirinin bulunmadığı, tüm ihtiyaçlarının babası tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır.
Davacının boşanma davası sırasında emekli olduğu ve aynı zamanda bankada çalıştığı anlaşılmakta ise de, 7.11.2001 tarihli bankanın cevabi yazısında davacının sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle 30.4.2001 tarihinde bankadan ayrıldığı bildirilmiştir. Tarafların 14.3.2001 tarihli protokol ile boşandıkları, protokolün düzenlendiği tarihte davacının banka ile arasında yapılan sözleşmenin kısa bir süre sonra sona ereceğini bildiği halde anılan protokolü kabul ettiği anlaşılmaktadır. O halde, bu nedene dayalı olarak davacının nafakanın kaldırılmasını ya da indirilmesini istemesi iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz.
Kaldı ki; davacının 2000 model otomobilinin bulunduğu, dava sırasında adına olan kooperatif hissesini üçüncü bir şahsa devrettiği, devredilen bu hissenin değerinin 20 milyar lira olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyadaki tüm bu deliller değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy