(818 S. K. m. 388/1, 411)
Dava: Dava dilekçesinde 66.000.000.000 lira ecrimisil, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, vekiline (satışa ilişkin) vekalet verdiği halde dava konusu taşınmazın vekili tarafından davalı tarafa kiralandığını iddia ederek ecrimisil talep etmiştir.
Mahkemece; 10.9.1987 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 50 parselin tamamı davacı K. vekili ve davalı D. A.Ş. tarafından (dava dışı) F.K.'e 20 yıllık süre ile kiralandığını, davacı bu kira sözleşmesinin muvazaa ve hile yolu ile yapıldığını iddia etmişse de iptali için dava açmamış, kira sözleşmesinin muvazaa ve hile yolu ile alındığına dair herhangi bir belge ibraz edememiş ve bu nedenle de kira sözleşmesinin geçersiz olduğu ispat edilememiş bulunması karşısında davanın reddine karar verilmiştir.
BK. mad. 388/1'e göre, vekaletin kapsamı açıkça gösterilmemişse, görülmesi gereken işin niteliğine göre belirlenir.
Vekaletin kapsamı onun gereği gibi ifa edilip edilmediğini saptamak bakımından önem taşır.
Vekaletin sınırları aşılacak olursa, aşma önemli ve iş görmenin sözleşme ile ilgisini ortadan kaldırıyorsa, vekil artık vekaletsiz iş gören durumuna girer ve iş sahibinin sözleşme veya talimatla belirlenen iradesine aykırı hareket etmiş olacağından, BK. mad. 411/111 uyarınca kazaen ortaya çıkan zarardan dahi sorumlu tutulur (Tandoğan, Haluk: Özel Borç ilişkileri, C. II, İst. 1989, sh. 392 vd. ile orada anılan: Gautschi, Art. 396, Nr. 1 vd; Becker, H: Borçlar Hukuku, II. Bölüm, Çeşitli Sözleşme ilişkileri, Çev. A. Suat Dura, Ank. 1983. sh. 692 vd) .
Davacı tarafından verilen vekaletname, özel vekaletname olup, içeriği itibariyle (satın almaya) ilişkin işlerle sınırlıdır. Davalı (vekil) , böyle sınırlı bir vekaletnameye dayanarak davacı adına kira sözleşmesi yapamaz.
Her ne kadar temsil belgesinin başında (re'sen umumi vekaletname) ibaresi yer almakta ise de, sözleşmedeki bu kayıt tek başına ele alınmamalı, sözleşmenin tümü dikkate alınarak yorumlanacak bu kaydın diğer kayıtlarla (sözleşme içeriği ile) bağlantısı göz önünde tutulmalıdır. Zira kullanılan deyimler ve sözleşmenin hükümleri tek başına değil sözleşmenin tümü içinde değerlendirilmek gerekir (Bkz. Oğuzman/Öz: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, İst. 1995, sh. 138).
Vekaletin kapsamı dışında vekilin yaptığı kira sözleşmesi davacıyı bağlamaz. Kendisini hukuksal yükümlülük altına sokmayan böyle bir sözleşmenin ayrıca iptali için bağımsız bir davanın açılmasına, muvazaa ya da hile ile gerçekleştirildiğine dair bir belgenin ibrazına da gerek bulunmamaktadır.
Mahkemece işin esasına girilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde davanın reddedilmiş bulunması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy