(4721 S. K. m. 175)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli Mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmişi.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde daha önce hükmedilen yoksulluk nafakasının arttırılması istenilmiş; Mahkemece, davacının sabit gelirli bir işte, asgari ücret seviyesinin üzerinde gelir elde ederek çalıştığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
MK'un 175. maddesi "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir." hükmünü getirmiştir.
Her ne kadar yoksulluğun tanımı yasamızda yapılmamış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 tarih ve 2-656/688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre de asgari ücret seviyesinde geliri olmak, yoksulluk nafakasına hükmedilmesine engel bir olgu değildir ( HGK. 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158-1185 sayılı kararı ).
Tarafların Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/565-2000/519 sayılı kararı ile boşandıkları, davacının çalıştığını o dava sırasında da beyan ettiği ve lehine olarak yoksulluk nafakasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Nafakanın arttırılması talebi ile açılan bu davanın yargılaması sırasında yapılan incelemede davacının asgari ücret civarında ( 250.000.000 TL. ) bir ücret ile özel bir şirkette çalıştığı anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece yukarıda anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında benimsenen ilkeler uyarınca özellikle davacının boşanma davası sırasında da çalıştığını beyan etmiş olmasına rağmen yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olması da göz önünde bulundurularak tarafların gerçekleşen mali ve sosyal durumları dikkate alınarak hakkaniyet gereğince nafakanın uygun miktarda arttırılmasına karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy