(1086 S. K. m. 3)
Dava dilekçesinde su arkı çalışmaları sırasında taşınmazda meydana gelen zarar bedeli 200.000.000 liranın tahsili ile kazı nedeniyle meydana gelen toprak kaymasının giderilmesi ile eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Kararı
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde, davalının su arkında hafriyat çalışması yapıldığı sırada kendisine ait taşınmazların kullanılamaz hale getirildiğini ileri sürerek eski hale getirilmesi için tespit dosyasında bilirkişi tarafından saptanan 200.000.000 lira tazminatın tahsili ile, yapılan kazı çalışması nedeniyle oluşan toprak kayması tehlikesinin giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalının olay tarihinde su kanalının tamirine bizzat razı olduğu ve bu izne dayanılarak dört yıl önce hafriyat çalışması yapıldığı, bu zamana kadar itiraz etmediği gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, zararın tazmini ile birlikte kazı nedeniyle oluşan ve devam ede gelen toprak kaymasının önlenmesi istemine ilişkindir.
Dava edilen şey birden çok olduğu takdirde (objektif dava birleşmesi) görevin tayininde miktar ve kıymetler toplamı göz önüne alınır (HUMK mad. 3).
Yine, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesi gereğince kural olarak miktar veya değeri 400.000.000 lirayı geçmeyen davalar için sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Miktar veya değeri 400.000.000 liradan fazla olan davalar ise asliye hukuk mahkemesinin görevine girer.
Somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucunda; 19.9.2003 tarihli bilirkişi raporu ile "...derinleştirilen (yaklaşık 5 m.) ark dolayısıyla davacının parselinde kayma meydana gelmektedir... Kaymanın önlenebilmesi için dava konusu taşınmazların güney sınırında istinat duvarı yapılması gerekmektedir. Bu istinat duvarının boyutlarının ve maliyetinin ne olacağının inşaatçı bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının daha uygun olacağı" saptanmıştır.
O halde mahkemece, müddeabihin değeri bir bilirkişi vasıtası ile tespit edilip öncelikle görev konusunun halledilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy