(4721 S. K. m. 15)
Dava: Dava dilekçesinde 10.000 USD ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra (...) gereği düşünüldü.
Davada, kök murisin çocuksuz ölümü nedeniyle kendisine paylı olarak intikal etmesi gereken taşınmazın (daire) murisin sağlığında yapılan (davalının da vekil olarak katıldığı) evlatlık sözleşmesi gereği evlatlığa intikal ettiği; bunun üzerine, sözleşme tarihinde murisin akıl hastası olması nedeniyle sözleşmenin iptali için açılan davanın kabul edilerek kesinleştiği; murisin ölümü üzerine davalıya ihtar yapılarak yararlanma isteğinin iletildiği, buna rağmen davalı tarafından tüm taşınmazın kullanıldığı ileri sürülerek ecrimisil istenilmiş; mahkemece, evlatlık sözleşmesinin iptali kararının kesinleştiği tarihe (30.06.1999) kadar davalının iyiniyetli olduğu, ancak bu tarihten itibaren ecrimisil istenebileceği belirtilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak, temyiz kudretini haiz olmayan şahsın tasarrufu, hukuki bir hüküm ifade etmez (TMK m. 15).
Buna ilave olarak, şahsa sıkı sıkıya bağlı olan ve aile hukukundan kaynaklanan sözleşmelerde, sözleşenin hukuki ehliyetinin bulunmaması halinde yapılan sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğu ve bu sözleşmeye dayanılarak sözleşenlerin ya da üçüncü şahısların iyiniyet savunmasında bulunamayacağı bilimsel öğretide ve uygulamada tartışmasız kabul görmüştür.
Somut olayda kök muris, şahsa sıkı sıkıya bağlı olan evlatlık sözleşmesi yaptığı tarihte temyiz kudretini ortadan kaldıracak nitelikte akıl hastası olduğuna. böylece evlatlık sözleşmesi iptal edilerek karar temyiz aşamasından da geçip kesinleştiğine ve ayrıca evlatlık adına vekalet kullanarak sözleşmenin yapılmasını (eşi olması nedeniyle murisin akıl hastası olduğunu da bilen) davalının sağladığı gözetildiğinde, iyiniyet savunmasının dinlenemeyeceği, böylece evlatlık sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren geçersiz olduğu, murisin ölümü ile mirasçı olan davacının dava konusu taşınmazda iştirak halinde malik olup istem tarihi (ihtarname tebliği 28.12.1995) itibariyle ecrimisile hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy