(1086 S. K. m. 74) (4721 S. K. m. 328)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, iştirak nafakasının artırılması istenilmiş; mahkemece, istem yoksulluk nafakası olarak değerlendirilip artışa hükmedilmiştir.
Kural olarak Hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez (HUMK.mad.74.).
Somut olayda, Gülşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.1.2001 gün 1999/225 E, 2000/144 Karar sayılı ilam ile hükmedilen aylık 20.000.000 lira iştirak nafakasının artırılması istenilmiş, mahkemece istem yoksulluk nafakasının artırılması olarak nitelendirilip yoksulluk nafakasının artırılmasına karar verilmiştir.
Oysa davacı lehine kesinleşmiş bir yoksulluk nafakası kararı bulunmamaktadır. Buna göre yoksulluk nafakasının artırılması yönünde hüküm kurulması doğru değildir.
Diğer taraftan her ne kadar iştirak nafakasının artırılması istenilmiş ise de, dava tarihi itibariyle küçük çocuk reşit olup velayet altında da değildir. Dolayısı ile çocuk adına davacının velayeten dava açması da mümkün değildir. Kaldı ki iştirak nafakası yasa gereği çocuğun ergin olması ile kendiliğinden son bulur (TMK. md. 328). Böylece ortada artırılması gereken bir iştirak nafakası da bulunmadığı halde yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 16.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy