(1086 S. K. m. 288, 290) (818 S. K. m. 18, 248)
Dava: Dava dilekçesinde kira ve satış sözleşmesinin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde; uzun süredir kirada olan ve kahvehane olarak işletilen taşınmazdaki kiracıları çıkaramadığını, 25 yıllık arkadaşı olan davalı ile bu yeri müşterek kâr ortağı olarak çalıştırmaya karar vermeleri üzerine kiracıdan çıkmasını talep ettiklerini, daha sonra taşınmazı tahliye için kiracının para talep etmesi üzerine davalının samimiyetine ve yakınlığına güvenerek Noterde 27.4.2000 tarihli kira sözleşmesi yaptıklarını, ancak bunun kiracıyı çıkarmaya yeterli olmayacağını düşünüp aynı gün 27.4.2000 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi düzenlediklerini, bu satışın gerçek olmadığını, bu hususu aralarında yaptıkları 27.4.2000 tarihli harici belge ile belirlediklerini, satış vaadi sözleşmesi sonucu kiracının mecurdan çıktığını, davalının iki yıl burayı işlettiğini ancak aralarındaki sözlü anlaşmaya aykırı olarak kâr payı vermediğini, taşınmazdan da çıkmadığını beyanla 27.4.2000 tarihli kira sözleşmesi ile aynı tarihli noter satış vaadi sözleşmelerinin iptallerini talep ve dava etmiştir.
Davalı; 27.4.2000 tarihli noter satış vaadi sözleşmesinin gerçek olduğunu, buna dayanarak taşınmazdaki kiracılara ihtar çekip bir kısım masraflarını da ödeyerek tahliyelerini sağladığını, satış nedeniyle kira sözleşmesinin hükmünün kalmadığını, taşınmaza 2.500.000.000 TL masraf ettiğini, ruhsat vb. işlemlerini yaptığını, tüm bunları yasal satışa güvenerek gerçekleştirdiğini, başkaca resmi sözleşme yapmadıklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının mevsuf muvazaa iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil ileri sürmediğinden ve de nisbi veya mutlak butlanı kanıtlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya arasında; 27.4.2000 tarihli davacı ve davalı arasında düzenlenmiş 3 yıllık ve kiralanan otel, kahvehane ve dükkan olarak kullanacağına dair noter eliyle düzenlenmiş kira sözleşmesi, yine Noter vasıtasıyla gerçekleştirilmiş 27.4.2000 tarihli ve 50 milyon bedelli taşınmazın davalıya satıldığına dair "satış vaadi sözleşmesi" bulunmaktadır. Bundan ayrı olarak davacı tarafından dosyaya ibraz edilen; 27.4.2000 tarihli, davacı ve davalının imzasıyla birlikte muhtarın imza ve kaşesini içeren, az yukarıda sözü edilen satış vaadi sözleşmesinden sözle, bu belgenin kiracıyı tahliye ettirmek için düzenlendiği, herhangi bir satış işlemi yapılmadığı, tarafların birbirinden nakit para almadığı, satıcı ( davacı ) nın dilediği takdirde malına bedelsiz olarak sahip olacağına dair bir belge dahi bulunmaktadır. Şu var ki mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeksizin sözü edilen belge dikkate alınıp tartışılmamıştır.
Senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, HUMK.288 ve 290.maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapılması halinde dahi olayın özelliği itibariyle adı yazılı delilin yeterli olacağı öğretide ve kararlılık kazanmış içtihatlarda ortaklaşa kabul edilmiştir. ( HGK.17.12.2003;772/782 )
Mahkemece yukarıdaki hukuki ve fiili olgular dikkate alınmaksızın ve de davacının sunduğu belge üzerinde durulup tartışılmadan eksik araştırma ve soruşturma ile sonuca gidilmesi doğru bulunmamış ve bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy