(743 S. K. m. 152, 315) (4721 S. K. m. 365) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, Ferda Sümer velisi Neşe Tuğlu, müşterek çocuk için aylık 150.000.000 TL. iştirak nafakasının, davacı Esra Sümer ise Açıköğretimde öğrenci olduğu için aylık 100.000.000 TL. yardım nafakasının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, boşanma sırasında düzenlenen protokol uyarınca iştirak nafakası istenemeyeceğini, 25 yaşında olan Esra'nın 7 yıldır açıköğretim 1.sınıfında öğrenci olup çalışmasına engel hali bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; Ferda için aylık 100.000.000 TL. iştirak nafakası, Esra için aylık 100.000.000 TL. yardım nafakasının tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İstek davanın açıldığı 3.11.2000 gününde yürürlükte bulunan 743 s. Medeni Yasanın 152. maddesi gereğince reşit olmayan müşterek çocuk Ferda için iştirak nafakası ve 315. maddesi gereğince ise reşit olan çocuk Esra için yardım nafakasına ilişkindir.
İştirak nafakası, çocuğun ihtiyaçları, günün ekonomik koşulları ve tarafların sosyal-ekonomik durumlarına göre takdir edilir.
Yardım nafakası ise, yardım edilmediği takdirde zarurete düşecek usul ve füru ile kardeşler arasında söz konusudur. Yardım nafakası isteklisinin iş bulmak için gayretine rağmen iş bulma imkanına sahip olmaması sebebiyle aczine ve ayrıca birden fazla nafaka yükümlüsü bulunması halinde dava dışı nafaka yükümlülüklerinin ödeyebileceği nafaka miktarına da bağlı olmakla, davalıdan tahsili gereken miktarın hakkaniyetle takdiri (MK. mad.365/3) gerekir.
Mahkemece, davacıların mali-içtimai durumlarının araştırılması için yazılan müzekkere cevabı eksik, davalı için yazılan müzekkere cevabı ise hiç gelmemiştir.
Davacının delil listesinde ismi yazılı olmayan tanığı, davalının yokluğunda dinlenmiş, davalı tanıklarının ise bizzat hazır edildiğinde dinleneceği ihtar edildiği halde, sonraki celse davacının gelmemesi sebebiyle HUMK. 409. madde uyarınca işlem yapılmasından ötürü dinlenemediği anlaşılmış olmasına rağmen, tarafların hazır olduğu celsede tanıkların dinlenmesi talebi reddedilmiştir.
O nedenle, öncelikle tarafların mali-içtimai durumları usule uygun ilgili yerlerden araştırılmak ve taraf tanıkları dinlenmek üzere davetiye masrafları yatırılmak üzere süre verilerek masraf verildiği takdirde tanıklar davet edilerek dinlenmek suretiyle oluşacak sonuca uygun karar vermek gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy