(4721 S. K. m. 683, 688, 693)
Dava dilekçesinde 106.225.000 lira ecrimisilin, reel değerleri tutarı bir miktara yükseltilerek yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde müvekkilinin ½ hisseye sahip olduğu taşınmazda davalının da ½ hisseye sahip olmasına karşın taşınmazın tamamını kullandığını beyan ederek, toplam 106.225.000 lira tutarındaki ecrimisil alacağının ait olduğu yıllardan itibaren enflasyon ve para değerindeki düşmeler nazara alınarak reel değerleri tutarı kadar bir miktara yükseltilerek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini ifade etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından bu dava ile aynı zamanda açılan seri davaların keşfi için taşınmazlarının bulunduğu köye gidildiğinde çok sayıda köylünün keşif heyetine saldırdığı ve davacıyı darp ettikleri, diğer yandan davalının taşınmazın tamamının kendisine ait olduğu inancı ile hareket ettiğinden davacının payı oranında yararlanmasına izin vermesinin söz konusu olmadığı, böylelikle de intifadan men koşulunun gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazda taraflar müşterek maliktirler.
Bu tür mülkiyette hissedarlardan birisinin taşınmazı kullanan diğer hissedardan ecrimisil talep edebilmesi için taşınmazdan yararlanma istemini karşı tarafa iletmiş olması gerekir. Buna intifadan men koşulu denilmektedir. Bu husus tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
İntifadan men koşulunun gerçekleşebilmesi için mutlaka bir ihtarın gönderilmiş olması gerekmez. Ortak taşınmaz için açılan izale-i şuyu davası, elatmanın önlenmesi davaları da intifadan men koşulunu oluştururlar. Ancak, mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi, birlikte açılan seri davaların keşfi için dava konusu taşınmazın bulunduğu köye gidilmesi, ortak taşınmazdan yararlanma isteminin davalı tarafa iletilmesi anlamını taşımaz. Çünkü mahkemenin gerekçesinde bildirdiği seri davaların hiçbirisi, dava konusu gayrimenkule ilişkin olmadığı gibi, bu davaların keşif heyetine ve davacıya saldıranlar arasında davalının da bulunduğuna ilişkin herhangi bir delil de elde edilememiştir.
O halde mahkemece yukarıdaki ilkeler ışığı altında intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tam olarak saptanmasından sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy