(818 S. K. m. 43) (4721 S. K. m. 122)
Dava. dilekçesinde nişan hediyelerinin iadesi ile, olmadığı takdirde değeri olan 2.500.000.000 lira ile 2.000.000.000 lira maddi ve 2.000.000.000 lira manevi olmak üzere toplam 6.500.000.000 liranın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili İstenilmiştir. Mahkemece davacının hediyelerin iadesine dair ve maddi tazminat istemine ilişkin davasının reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile, 1.000.000.000 lira manevi tazminatın yasal faiz ile tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince
temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının 1999 yılı Aralık ayında nişanlandıklarını, bir süre sonra (2001 yılı Temmuz ayı ortasında) hiçbir sebep yokken davalının nişanı bozduğunu iddia ederek, nişan sırasında müvekkili ve ailesinin nişan hediyesi olarak taktığı 6 çeyrek altın,6 yarım altın, 1 burma bilezik, 2 cumhuriyet altını ve nişandan önce hediye ettiği tek taş yüzüğün geri verilmesi; mümkün olmadığı takdirde bedeli 2.500.000.000 lira ile 2.000.000.000 lira maddi tazminat ve 2.000.000.000 lira manevi tazminat olmak üzere toplam 6.500.000.000 liranın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bileziğin mutat nişan hediyesi olması sebebi ile, yarım ve çeyrek altınların bizzat davacı tarafından takıldığı kanıtlanamadığından, tek taş yüzüğün nişandan önce davacı tarafından davalıya verildiği, ancak bağıştan dönmenin şartları kanıtlanarak geri istenebileceğinden bahisle nişan hediyelerinin iadesine ilişkin manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden:
Davaya konu; (bir burma bilezik dışındaki) cumhuriyet, yarım ve çeyrek altınların davacı tarafından takıldığı; ayrıca nişandan önceki evrede bağışlanan tek taş yüzüğün ve maddi tazminat talebinde zararın, kanıtlanamadığı anlaşıldığından; bu taleplerle ilgili ret kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, davacının bizzat kendisinin taktığı anlaşılan bir burma bilezik yönünden; mutat hediye kabul edilerek talebin reddi doğru görülmemiştir. Zira, dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanun 'un 86. maddesinde değişiklik yapan 3678 sayılı Kanun 'un 3. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere; bir nişan hediyesinin "mutat" sayılabilmesi, bunun yöresel örf ve Mete göre verilen hediyelerden olması hususu yanında, bu gibi hediyelerin "maddi değerinin günün koşullarına göre fahiş olmayan" hediyelerden bulunmasına bağlıdır ki, bu fahişlik olgusu da daha çok tarafların mali ve sosyal durumlarıyla ölçülmek gerekir. Yani özellikle söz konusu hediyeyi veren nişanlının mali gücünü aşarak verdiği hediyenin onun yönünden mutat sayılması ve fahiş olmayacağının kabulü düşünülemez. Aksi takdirde hediye verilen nişanlının haksız zenginleşmesine yol açılmış olur.
O halde, yukarıda belirtilen nedenlerle davaya konu edilen ve davacının verdiği, ancak iade edilmediği anlaşılan takıların (bir adet burma bileziğin) iadesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde "mutat" kabul edilerek reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden:
MK 'nun 85. (1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle 121.) maddesine göre; nişanın bozulmasından şahsen fahiş bir surette mutazarrır olan nişanlı, diğer taraftan manevi tazminat isteyebilmektedir. Terk edilen nişanlının hayal kırıklığı dolayısıyla uğradığı elem, şeref ve şöhretin ihlali gibi diğer unsurlarla bir arada gerçekleşmiş olması gerekir. Üzüntü, başlı başına bir tazminatı gerektirmez. Çünkü, herhangi bir şahsiyet değerinin ihlali ile ilgili değildir. Buna karşın, nişanın bozulması; terk edilen nişanlının şeref ve haysiyet duygularını ağır bir şekilde yaralamış, onu çevresine karşı küçük düşürmüş, itibarının zedelenmesine sebebiyet verilmiş ise, ancak o zaman manevi tazminata karar verilebilir.
Davacı dilekçesinde; nişanın hiçbir sebep yokken bozulduğunu belirtmiş, davalının nişanlılık evresinde erkek arkadaşıyla birlikte dolaştığı iddiasını ise tanık beyanlarıyla kanıtlayamamıştır. Mahkemece açıklanan nedenlerle davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,17.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy