(4721 S. K. m. 995) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Dava dilekçesinde 2.400.000.000 lira ecrimisil faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 200.000.000 liralık kısmın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar 10.1.2001 tarihinde açtıkları dava ile davalının eski gelinleri olduğunu, oğulları ile evli olduğu süre içinde evlerinde oturmasına rıza gösterdiklerini belirterek, davalı tarafından boşandığı halde haksız olarak işgal edilen taşınmazdan 6.11.2000-6.11.2001 tarihleri arası için aylık (200.000.000) liradan ecrimisil talep etmişler, davalı ise; davacıların boşandığı eşinin anne-babası olduğunu, boşandıktan sonra davacıların çektiği ihtarın 13.12.2000 tarihinde kendisine tebliğ edilmesine göre rızanın bu tarihte sona erdiğini, kendisinin de davacılara 400.000.000 lira ödemesi bulunduğunu, ihtar tarihi ile dava tarihi arasındaki süre göz önüne alındığında davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece; davalının eşinden (davacıların oğlundan) boşanma tarihi olan 6.11.2000 tarihi dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olayda; davalı, davacıların gelini olup davacıların rızası ile eşinden boşanmadan önce davacıların evinde ikamet etmiş, 6.11.2000 tarihinde eşinden boşanmış, davacıların davalıya evi boşaltması için çektikleri ihtar 13.12.2000 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarın tebliği ile davacıların rızası sona ermiştir.
Davalının dava öncesi davacılara 400.000.000 lira ödeme yaptığı davacıların kabulünde ve aylık 200.000.000 lira ecrimisil talebi ise davalının kabulündedir. İhtarın tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki süre ile ödeme miktarı göz önüne alındığında davacıların ecrimisil talebi yerinde değildir.
O halde; yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü ihtar tarihi ile dava tarihi arasındaki süre ile ödeme miktarı gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Kabul şekline göre de; reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, edilmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy