(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde suya yapılan müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece her iki davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davacının eskiden beri bahçesini suladığı kuyunun yakınına davalının kuyu açması nedeniyle davacının sulama suyunun olumsuz etkilendiğinden bahisle davalının müdahalesinin önlenmesi ve 1.000.000.000 lira tazminatın tahsili talep edilmiştir.
Davalı ise karşı dava dilekçesinde; davacının kuyu açmak için yaptığı tünelin, kendi arsasına kadar ulaşması nedeniyle ihata duvarının çökme ihtimali bulunduğundan, tünelin kapatılarak tecavüzün önlenmesi talep edilmektedir.
Dava konusu yerde keşif yapılmış, ziraat mühendisinin raporunda, davalının açtığı kuyunun davacının suyunu etkilemeyeceği, davacının açtığı tünelinde davalı (karşı davacı) ya zarar vermeyeceği belirtilmiştir.
Mahkemece, ziraat bilirkişisinin raporu esas alınmak suretiyle her iki davanın da reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının davadan önce mahkemece yaptırdığı tesbit sonucu alınan Jeoloji mühendisinin raporunda, davalının yeni açtığı kuyunun, davacıya ait kuyu suyunu etkileyeceği belirtilmiştir. Ayrıca davacı tanıklarının beyanlarına göre de davalının kuyu açmasından sonra davacının sulama suyunda azalma olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; suların en az olduğu bir sulama döneminde su işlerinden anlayan uzman bilirkişiler seçilmek suretiyle yeniden keşif yapılarak davacıya ait kuyu suyunun debisinin ölçülmesi ve davacının öncelikle sulama ihtiyacının belirlenmesi ve davalının açtığı kuyunun, davacıya ait kuyu suyunu ne şekilde etkilediği, eğer etkileme varsa, davalının kuyusunun kapatılması halinde davacıya ait kuyudaki suyun eski hale gelip gelmeyeceği ve ayrıca davalının (k.davacının) davacıya ait kuyu tünelinden zarar görüp görmeyeceği ayrıntılı biçimde açıklanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken birbiri ile çelişen ve yeterli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy