(2004 S. K. m. 67) (4721 S. K. m. 2, 4)
Dava: Dava dilekçesinde 244.386.890 lira alacağın tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali, % 40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü, %40 inkar tazminatının davalıdan tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davacı vekili, müşterileri olan davalının aleyhine alışveriş tutarı ve faiz toplamından ödenmeyen 837.371.805 liranın tahsili için icra takibi yaptıklarını, davalının 592.984.915 lira borçlu olduğunu kabulle bu miktarı ödediğini, bakiye kısma ve faize itiraz ettiğini beyanla 244.386.890 lira üzerinden itirazın iptalini ve %40 inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; borç miktarının 592.984.915 lira olup ödendiğini, davacının kötüniyetli olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulü ile %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş olup hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen Advantage-Migros kredi kartı üyelik sözleşmesinde, faturanın zamanında ödenmemesi halinde gecikme faiz oranının açıkça gösterilmeyip bu hususu belirleme yetkisi davacı şirkete bırakılmış olduğuna göre davacı şirketin makul bir faiz oranını belirleme yükümlülüğünün bulunduğunun kabulü gerekir. Benzer kredi kartı üyelik sözleşmelerinde diğer şirketlerin uyguladığı faiz oranları araştırılmadan ve M.K'nun 2 ve 4. maddeleri hükümleri nazara alınmadan hakkaniyet kuralları ve adalet ilkelerini zedeleyecek şekilde faiz oranının hesap özetine atıf yapılarak belirlenmesi ve talep edilen yıllık % 240 oranındaki faiz oranı üzerinden yapılan bilirkişi hesabına göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Diğer yandan; icra takibi ve davaya konu miktarın ne kadarının faiz ne kadarının alışveriş tutarı (asıl alacak) olduğu açıklattırılmadan ve bu hususu incelemeyen yetersiz bilirkişi raporuna göre faize faiz yürütülecek şekilde itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi ile dava konusu alacak miktarının tesbiti yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacak olmadığı düşünülmeden hükmedilen miktar üzerinden % 40 icra inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarda açıklanan hususlar dikkate almaksızın ve gerekçede tartışılmaksızın bilirkişi raporundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy