(743 S. K. m. 4, 161, 162) (4721 S. K. m. 4, 197) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiştir.
Her ne kadar temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istenilmişse de, davanın mahiyeti gereği duruşma yapılamayacağından, duruşma isteminin reddine karar verilerek, temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; mahkemenin 2000/85 E. ve 2000/541 K sayılı ilamı ile müvekkili Sermin Özen' e aylık 30.000.000 lira ve müşterek çocukları Sabriye Özen' e ise aylık 15.000.000 lira nafaka ödenmesine karar verildiğini, söz konusu nafaka miktarının günümüzün ağırlaşan ekonomik şartlarında yetersiz kaldığını iddia ederek; davacı için aylık 70.000.000 liraya, çocuk için de aylık 40.000.000 liraya yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; dava, nafaka artırımı talebi ile açılmış olup, incelenen dosyada hüküm altına alınan nafakanın tedbir nafakası olduğu ve M.K. na göre tedbir nafakalarının davanın açılmasından kararın kesinleşmesine kadar geçerli olduğu, kararın 26.04.2001 tarihinde kesinleştiği ve nafakanın kendiliğinden ortadan kalktığı, bu nedenle artırıma karar verilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 2000/85-541 sayılı dosyası incelendiğinde; daha önce hükmedilen tedbir nafakasının, boşanma davası ile birleştirilen, boşanma davası açılması sebebi dışında ayrı yaşamada haklı olduğu iddiasına dayanan ve bağımsız olarak (743 sayılı Medeni Kanunun 161 ve 162. maddelerine dayanılarak) açılan dava ile ilgili bulunduğu ve davacı (koca) nın ayrı bir ev açmayıp, eşini, anne ve kardeşleriyle birlikte oturtması nedeniyle davalı (kadın)' nın ayrı yaşamada haklı olduğundan bahisle nafakaya hükmedildiği anlaşılmıştır. Artırılması istenilen nafaka, boşanma davası ile verilen tedbir nafakası olmadığına göre; boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesi ile son bulması da söz konusu olamaz. Mahkemece, artırım talep edilen dava tarihinde de davacı kadının ayrı yaşamada haklı olup olmadığı araştırılıp, davacı tarafın; ayrı yaşamada haklı bulunduğu iddiası kanıtlandığı takdirde MK' nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak uygun bir miktarda artırıma karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Kaldı ki, davacı anne yanında kalan çocuk için, 2.11.1999 tarihinden geçerli olmak üzere hükmedilen tedbir nafakasının dava tarihine kadar geçen 2 yıllık süre içerisinde şartların değişmesi gözetilerek hakkaniyet ölçüsünde artırılması da gereklidir.
Kabule göre de; olayları açıklamak taraflara, tatbiki gereken kanun maddesini tespit ise hakime aittir. Davacı, dava dilekçesinde; boşanma davasında tayin edilen tedbir nafakasının tezyidini istemiş olsa da, boşanma davasının reddine dair karar kesinleşmekle hükmedilen tedbir nafakası yasal olarak sona ereceğinden, davacının bu davadaki talebi yeni bir tedbir nafakası niteliğinde olup, yasal dayanağı da 4721 sayılı Kanunun 197/2. maddesidir.
Mahkemece, davacının ayrı yaşamakta haklı olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde red kararı verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy