(4721 S. K. m. 756, 760)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, davacının tapulu taşınmazından çıkan kaynak suyuna, davalının (kullanmak istemesi şeklinde) müdahalesinin önlenmesi talep edilmektedir.
Davalı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre dava konusu suyun meradan çıktığı belirtilmiştir.
Mahkemece, kaynak suyun davacının taşınmazından çıktığı ve davalının önceden beri bu suyu hiç kullanmadığından bahisle davanın kabulüne, davalının bu suya müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.
Genel sulardan, kadim ve öncelik hakkı dikkate almak koşulu ile herkes faydalı oranında yararlanabilir.
Tapulu yerden çıkan suyun genel su sayılabilmesi için, o taşınmazın sınırlarını aşacak veya çıkar çıkmaz dere halini alacak şekilde çok olması veya az olmakla birlikte özel mülkiyete tabi tutulması kamusal yarar açısından sakıncalı olması gerekmektedir.
Dava konusu yerde keşif yapılmış ve fen bilirkişi raporuna göre davacının tapu kaydının dava konusu suyu muhtemelen kapsayacağı belirtilmiş ve jeoloji mühendisinin raporuna göre bu suyun günlük 105 kişinin ihtiyacına yeteceği açıklanmıştır.
Bu durumda mahkemece öncelikle yapılacak iş; mahallinde yeniden keşif yapılarak, davacının tapu kaydının dava konusu kaynak suyunu da kapsayıp kapsamayacağı kesin bir şekilde saptamak olmalıdır. Eğer davacının tapulu taşınmazı içinde kaldığı anlaşılırsa; taşınmazın sınırları içinde kalacak miktarda özel su mu, yoksa taşınmazı aşacak, bir dere oluşturacak miktarda genel su mu olduğu su işlerinden anlayan uzman bilirkişiler (Jeoloji mühendisi) kurulu ile belirlenmesi gerekir.
Dava konusu suyun özel su olduğu belirlendiği takdirde, davalı irtifak hakkı tesis etmeden kullanamayacağından davanın şimdiki gibi kabulü gerekir. Genel su olduğu belirlendiği takdirde ise; davacının usulüne uygun belirlenecek ihtiyacı oranında suyu kullanma hakkı olduğunu, ancak fazlasını tutamayacağından artan su için davalının ihtiyacına göre (yararlandığı başka sularda var ise bunlarda dikkate alınarak) hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy