(4721 S. K. m. 176, 177) (743 S. K. m. 417, 439)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalının babasının ölümü ile kendisine intikal eden taşınır ve taşınmaz mallar nedeniyle yoksulluktan kurtulduğu ileri sürülerek aylık 50 milyon lira yoksulluk nafakasının kaldırılması istenilmiş; mahkemece, aynı iddiaların nafakanın artırılması davasının temyizinde de ileri sürüldüğü, temyizde bu hususların incelendiği (buna rağmen kararın onandığı), henüz terekeye konu malların iştirak halinde olup, taşınmazların diğer mirasçı tarafından kullanıldığı bu nedenle nafaka almakta haklı bulunduğu (yoksulluğun kalkmadığı) gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 176/2. maddesine göre, irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının "yoksulluğun kalkması halinde" mahkemece kaldırılacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davalı yararına en son 15.3.2002 tarihinden itibaren aylık 50 milyon lira yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, karar esasa girilmeden temyize konu miktar gözetilerek usul yönünden temyizin reddi ile onanmıştır.
Davalının kök murisi ise 17.12.2001 günü vefat etmiş olup, geriye davalıyla birlikte üç mirasçı kalmıştır. Tereke içerisinde kamyon, traktör, otomobil, Bağ-Kur emekli maaşı ve taşınmazlar bulunmaktadır. Bunların 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 417 ve 439. maddeleri uyarınca murisin ölümüyle birlikte kendiliğinden (kanun gereği) iştirak halinde mirasçılara intikal ettiği açıktır. Böylece hukuken her türlü tasarruf hakkı bulunan mirasçının fiilen terekeden yararlanmaması ve gelir elde etmemesi 3. şahıslara karşı korunmaya değer görülemez. Buna göre mahkemece terekeye dahil olan taşınır ve taşınmaz mal ve alacaklar belirlenip, davalı (mirasçının) payı oranında ne kadar geliri olabileceği bilirkişi marifetiyle saptanmalı, böylece tespit edilen gelirin davalıyı yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı karar yerinde tartışılarak sonucuna uygun bir karar verilmedir. Eksik incelemeye dayalı olarak delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy