(2004 S. K. m. 67, 169/A) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde 273.500.000 liralık takibe yönelik itirazın iptali ve %40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Davacı vekili davada, apartman ortak giderlerinin tahsili amacı ile davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek itirazın iptal edilmesine ve %40 icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, alacağın dayanağını teşkil eden işletme projesi ve yönetim kurulu kararlarının kendisine tebliğ edilmediğini, kendisinin çatı katında oturduğunu ve evine zarar veren çatının onarımını davacı apartman yönetiminden talep ettiği durumda bu talebinin sonuçsuz kaldığını apartman yönetiminin bu kötüniyetli tutumuna karşılık, henüz muaccel olmayan apartman aidatını talep etmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece, çatının bakım ve onarımını yapmayarak kendisine düşen yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının, davalıdan aidat istemesinin hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu apartmanda, müşterek mülkiyet hükümleri geçerli olup, kat mülkiyeti ve kat irtifakı tesis edilmemiştir. Dava ve icra takibindeki istem, mart, nisan, mayıs, ağustos, eylül ve Ekim 2001 dönemlerine ait aidat borcunun davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davalı, davacı apartman yönetiminin çatı onarımını yaptırmadığı için aidat ödeme ile yükümlü bulunmadığını ileri sürmektedir. Davalıdan talep edilen aidat borcundan yalnızca nisan ve Ağustos 2001 dönemlerine ait giderlerde çatı bakım ve tamirine ait olarak aidat alınmasına karar verilmiştir.
Davacı, apartman yönetiminin çatıyı tamirde ihmal iddiası, davalının aidat ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Davalı, eğer çatının tamir edilmemesi sebebi ile bir zarara uğramış ise, bu zararını ayrı bir dava ile davacıdan talep edebilecektir. Yoksa davalının uğradığı zarar bu davanın konusu olamaz.
Yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, yapılacak yargılama neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy